
ANKARA - 1 Mayıs ve Newroz kutlamalarından sonra gündeme sıkça gelen çatı partisi çalışmalarını değerlendiren Prof. Dr. Cengiz Güleç, Türkiye'yi AKP ve CHP arasındaki tercihten kurtaracak yeni bir oluşuma ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Güleç, 'Bu çatı partisi girişimi, 1 Mayıs emekçi duyarlılığı ile Newroz duyarlılığını bir araya getiren bir hareket olmalıdır ve ancak böyle bir hareket Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlayabilir' dedi.
Türkiye'de son birkaç yıldır, seçim dönemlerinde daha çok sol sosyalist kesimlerle Kürt siyaseti arasında yapılan seçim ittifaklarının ve güç birliğinin kalıcı hale gelmesi için yürütülen çatı partisi çalışmaları devam ediyor. Çatı partisi çalışmalarını değerlendiren Barış Meclisi Sözcüsü ve DSP eski Milletvekili Prof. Dr. Cengiz Güleç, söz konusu girişimlerin anlamlı olduğunu belirterek, arayışın 'solda birlik' arayışı olmadığını söyledi. Çatı partisi çalışmalarının daha çok sol sosyalist ve Kürt siyasetçiler tarafından yürütüldüğüne dikkat çeken Güleç, yapılacak olan ittifakın seçimlerle sınırlı olmaması gerektiğini belirterek, 'Daha önce seçimlerde bir kaç kez ittifak denendi ama istenen sonucu vermedi. Hatta bazen hayal kırıklığı yarattı' dedi. Daha kalıcı bir siyasal örgütlenmeye gerek olduğunu ve bu ihtiyaç üzerinden böyle bir arayışa girildiğini kaydeden Güleç, buna Türkiye'nin geleceğini düşünen aklıselim hiç kimsenin karşı çıkmayacağını belirterek, 'Ama bu girişimin hangi çevrelerle ile nasıl yapılacağı, hangi örgütlerle, hangi kadrolarla sağlanacağı üzerinden tam bir mutabakat sağlanmış değil' dedi.
'Türkiye AKP ve CHP arasında seçim yapmaya zorlanıyor'
Güleç, son seçimlerle ortaya çıkan tabloya dikkat çekerek, 'Son seçimlerde Türkiye siyasal rejim açısından iki seçenekten birini tercih etmeye zorlandı. Seçeneklerden biri, askeri vesayetler altındaki Kemalistler, ulusalcılar onun örgütü CHP'dir. Diğeri radikal İslamın örgütü AKP'dir' dedi. AKP'yi 'tarikatların, referansı İslam olanların, kendisini muhafazakar olarak tanımlasa da, anti-laik bir anlayışa sahip' partisi olarak tanımlayan ve bu partinin Anadolu sermayesi ile bütünleştiğini belirten Güleç, CHP'nin devlet ve statükonun partisi olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin bu iki seçenek arasında bocaladığını söyledi.
'Yüzde 40 rahatsız'
Türkiye'de iki akıma da inanmayan yüzde 30-40'lık bir kesimin bulunduğunu kaydeden Güleç, 'Ama bu potansiyel siyasete yansıtılamıyor. Seçimden sonra bu iki kanat arasındaki çekişmeyi görüyoruz. Ama ortada, Türkiye'nin demokratikleşmesi projesi gözden kayboluyor. Yani acilen, ana hedefini Türkiye'nin demokratikleşmesi olarak belirleyen bir harekete ihtiyacı var. Bu hareketin geniş taraftarları var. AKP'den memnun olmayan, daha yumuşak ve laiklikle sorunu olmayan dini bütün kesimlerde var. Bunlar muhafazakar olmalarına rağmen dinin siyasete alet edilmesinden hoşlanmıyorlar. Öte yandan, ulusalcı akımın Türkiye'nin demokratikleşmesine bir katkı sunmayacağını, zaman zaman gerici bir çizgiye, tutucu kapalı bir yapıya sahip olduğunu gören birçok sosyal demokrat liberal demokrat kesimlerde var' diye konuştu.
'Düzenden rahatsız olan herkes yer almalıdır'
AKP ve CHP arasındaki gerilimden memnun olmayan, muhafazakar, liberal kesimler ile sol sosyalist kesimler ve Kürt siyasetinin aynı çatı altında buluşması gerektiğini kaydeden Güleç şunları söyledi: 'Buna demokratik cephe diyebiliriz. Bu cephe, demokratikleşmeyi ana hedef olarak benimseyen ve demokratikleşmenin de olmazsa olmaz temel koşulu Kürt sorunun demokratik barışçıl çözümünü olduğunu gerçeğini kabul eden kesimleri, kapsıyor. Bunlar illa sosyalist partileri, kesimleri kapsamaktan çok, daha geniş kesimleri kapsayabilecek, bu kesimlere inandırıcı gelebilecek, 'evet biz Türkiye'nin askeri vesayetten ve dinin siyasete alet edilmesinden kurtulmak istiyoruz' diyen kesimleri de kapsayabilecek bir hareket olması gerekiyor.'
'Solda birlik demek doğru değil'
Oluşturulacak yapıda, belirlenecek ilkelerin önemine değinen Güleç şunları ifade etti: 'Çatının içinde kimliklerini korumakla birlikte ortak hedef ve ilkelerde birlikte davranmayı becermek gerekiyor. Bu yüzden solda birlik demek doğru değildir. Barış hareketinde değişik fraksiyonlar, kişi yada örgütler, bu meclisin içinde var oldular. Kimse kendi öğretisini, bu çalışmalar içinde öne getirmedi. Bu çatı partisinde birinci ana hedef olarak, Kürt sorunun demokratik çözümü öngörülmelidir. Bu konuda anlaşmamız lazım. Kürt sorunun çözümü ile Türkiye'nin demokratikleşmesi arasında bire bir ilişki var. Bu yapı olacaksa, bir çağrıcılar grubu ile kendisini dekle etmesi gerekiyor. Bu çağrıcıların profilleri kişilikleri nasıl bir yapı gözetildiği nasıl bir anlayış benimsendiğini ortaya koyabilir.'
'Demokratikleşmeyi somutlaştırmak lazım'
Siyasi projeler çekici bile olsa, muhataplarında çekince yarattığını dile getiren Güleç, 'Bu çekincelerin başında, özgünlükleri kaybetme kaygısıdır. Sol yapılar marjinalleşmiştir, bu kadrolar kapalı bir yapı içinde yaşıyorlar ve darlaşmışlar. 'Bu oluşum içinde etkinliğimizi kaybedeceğiz, kaybolacağız' gibi kaygıları var' dedi. Güleç, Kürt sorununa yönelik çekincelere ilişkin şunları dile getirdi: 'Bu sorunu dışarıda tutarak, bir çeşit emek platformu kurulabilir daha genişte olabilir ama hiçbir etkinliğinin olacağını düşünmüyorum. Laiklik, darbe girişimleri, askeri vesayet yaklaşımlarından rahatsız olan çok ciddi bir liberal çevre var. Bunlar üzerinden bunlarla bir araya gelebilirsiniz ama Kürt sorunu dediğiniz zaman bu çevreler ile bir kırılma farklılaşma ortaya çıkabiliyor. Türkiye daha demokratik ilke ve değerlerle yönetimlerle yönetilmesi gerekir demek çok basit ve bunu kabul etmeyecek insan bulmak zor ama bu soyut bir ilke. Bu demokratikleşme somut olarak ne ile mümkün? Türkiye'nin demokratikleşmesi önündeki somut engeller neler? diye ince bir analize girdiğiniz zaman ayrım başlıyor.'
'En büyük sorumluluk DTP'nin'
Birlikteliğin sağlanması için en büyük sorumluluğun DTP'ye düştüğüne dikkat çeken Güleç, bazı çevrelerin birlikteliğe sıcak baktığını belirterek, 'Ama bunlar yinede, böyle bir toplumsal muhalefeti kitlesel düzeyde temsil edebilecek harekete geçirebilecek bir güç değil. DTP olmadan bu iş olmaz' dedi. Güleç, 1 Mayıs ve Newroz'da yaşananların böyle bir birlikteliğin neden gerekli olduğunu bir kez daha gösterdiğini dile getirerek, 'Bu çatı partisi girişimi, 1 Mayıs emekçi duyarlılığı ile Newroz duyarlılığını bir araya getiren bir hareket olmalıdır ve ancak böyle bir hareket Türkiye'nin demokratikleşmesini sağlayabilir. 1 Mayıs bu hareketin daha neden çok gerekli bir girişim olduğunu gösteren bir facia oldu' diye konuştu.
KENAN KIRKAYA/RÜŞTÜ DEMİRKAYA - DİHA