Haber Arşivi  Bütün Konular
Install Flash Player and enable JavaScript Tikla.
 
Bu program sayesinde internet sitelerindeki flash animasyonlari görebilirsiniz. Macromedia Adobe Flash Player internet üzerinde animasyonlari, reklamlari, flash videolari görüntülemenizi saglayan bir tarayici eklentisidir. Flash Player ile girmis oldugunuz etkilesimli web sayfalarini en verimli biçimiyle görebileceksiniz. Macromedia sirketinin bir yazilimi olmasina ragmen Adobe'nin Macromedia'yi satin almasi ile Adobe adi ile sunulmaya baslanmistir. Uzun zamandir deneme sürümleri yayinlanan yazilim bu sürümü ile kararli hale getirilmis ve hatalar düzeltilmistir. Her internet kullanicisinin sistemine kurmasi gereken bir uygulamadir. Ayrica boyutu oldukça küçüktür ve ücretsizdir.
English French Deutsch Kurdish Turkish
Ara
Giriş
Kullanıcı Adı:

Şifre:


Menü
icon_home.gif Anasayfa
page_white_text.gif Içeriklergizle/göster
 Radyo & Chat
 Içerikler
 Ansiklopedi
 Forum
 Resim Galeri
 Video Arşiv
newspaper.gif Habergizle/göster
 Haber
 Konu bölümleri
 Haber Yolla
 Web Yenilikleri
icon_poll.gif Bilgigizle/göster
 Anketler
 Bilgi Formulari
 Arkadasina öner
 Top
 Ara
icon_community.gif Toplulukgizle/göster
tree-T.gif User registration
 Kullanici Kayit
 Ziyaretçi Defteri
Shoutbox

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen
Giriş Yapın ya da Üye Olun.
Toplist
Resim Galerisi

gerilla 03
sedat65


(08/23/08 at 10:29)

DB6gNn991548-02
amedlikurd..

çok güzel olmuş ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇILARI
(08/12/08 at 06:53)

baskannapoci0
adem 04

yüreğimiz sizinle kahraman gerillalarımız
(08/04/08 at 13:15)

Serok Apo
apo_7221

bıjı serok apo bıjı gerillan:hpg bız aponun..
(07/25/08 at 23:44)

Serok Apo
toros

yarabbi sen reber APO YU ZALİMLERİN ELİNDEN KURTAR..
(07/16/08 at 11:30)

DB6gNn991548-02
hewal_reco

super biji kurdistan
(06/14/08 at 20:41)

1112632342 0 47235500  %23 akademi acilis 3
mesut

işte kürt ve kürtleri koruyan kanlarını döken..
(05/26/08 at 18:50)

BAZİT
reheval

kurdistan bi her tişte xwe delale. bi şervanen xwe..
(05/24/08 at 10:14)

BABA
kani zani

özlemim
(05/16/08 at 18:08)

Ciha
eydin72

arkadaşlar bence burası gerilla fotografıyla..
(05/11/08 at 09:20)

Kurdistan Wene Galerî

Topsites
Amnesty

KHRP

IHD

Wîkîpediya

Ensîklopediya azad
OpenOffice Kurdî

Firefox Kurdî

Ubuntu Kurdî

 ‘Görevim Bayık’a suikasttı’
160 okunma, Yazar Azad Tarih: Pazar, 30. Eylül 2007

Haber

 Medya Savunma Alanları’na gönderilen Gülşen Altürk isimli ajan, Van 6. Hudut Alayı’nın ajan kontrol merkezi olarak çalıştığını söyledi.

JİTEM’İN ZEHİR OYUNU
Ölüm mangaları konuşuyor

Hazırlayan: DOĞAN ÇETİN-ERİŞ QOSER/ANF/BEHDİNAN- 2


Şifre: Yeşil Ot Mahallesi

TİT örgütlenmesinin albaylar tarafından yönetildiğini belirten Altürk, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık’a suikastle görevlendirildiğini açıkladı.

JİTEM’in ajanlaştırma faaliyetlerinin odağında özellikle genç Kürt kadınlarının bulunduğu ortaya çıktı. Bunlardan biri olan 17 yaşındaki Gülşen Altürk, PKK’nin önde gelen kadrolarına suikast yapmak üzere eğitilerek Medya Savunma Alanları’na gönderildiğini HPG güçlerine itiraf etti. Altürk, JİTEM örgütlenmesi ile ilgili de çarpıcı itiraflarda bulundu. Kendisinin ilk TİT ajanı olduğunu iddia eden Altürk, Van 6. Hudut Alayı’nın ajan kontrol merkezi olarak çalıştığını belirtti. Altürk, Şemdinli olaylarından Atabeyler Çetesi’ne kirli örgütlenmeler arasındaki bağları, TİT örgütlenmesinin içindeki askeri yetkililere kadar birçok önemli konuda bilgiler verdi.
Altürk, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık’a suikast düzenlemekle görevlendirildiğini, ancak korktuğu için girişimden vazgeçtiğini açıkladı.

‘Askere özel bir ilgim vardı’

24 Nisan 1990’da Hakkari’de doğan Gülşen Altürk, 6 yaşına kadar Hakkari’de kaldıktan sonra ailesiyle birlikte Van’a yerleşir. Okul hayatı ve sonrasındaki değişiklikleri Altürk şöyle anlatıyor: “İlkokula Hakkari 50. yıl ilk öğretim okulunda başladım. Okul hayatımda başarılı bir öğrenciydim. Ailem feodal bir karektere sahiptir. Maddi durumları pek iyi değil. Aslen Şırnaklıyız. Şırnak’ın Uludere ilçesindeniz. Özentili lümpen bir yaşama sahibim. Ayrıca ortaokuldan sonra başlayan askere ve askeriyeye olan özentim biraz boyutunu aştı. Dışarıya olan özentim beni sürekli ailemden uzaklaştırıyordu. Aileden kopmak gibi düşüncelerim vardı.”

‘Uzman çavuşla ilişki yaşadım’

Gülşen Altürk’ün 6. Hudut Alay ile ilişkisi, Uzman Çavuş Hasan Biltekin’le tanşmalarndan sonra gerçekleşir. Biltekin ile bir süre sevgili ilişkisi yaşayan Altürk’e, alaydaki diğer üst düzey askeri yetkililer tarafndan Hasan Biltekin’in PKK’liler tarafndan yola döşenen mayn sonucu öldürüldüğü bilgisi verilir. Bu haber Altürk’ün 6. Hudut Alayı ile daha fazla ilişkilenmesine neden olur: “Daha önce ortaokul birinci sınıftan beri okul takımlarında resmi olarak voleybol oynadım. 2005 yılının haziran ayında da gençlik spor il müdürlüğü ile polis gücünün voleybol final maçında Uzman Çavuş Hasan Biltekin (26) yanında da Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek (24) ile ilişkilendim. Yedekler külubesinin hemen üst taraflarında oturmaktaydılar. Birkaç kere bize laf attılar. Çıkışta ise bize gençlik spor il müdürlüğünün üst katında olan ‘Ece kafede oturup çay içebilir miyiz’ diye sordular. Biz de kabul ettik. Bu şekilde benim onlarla ilk ilişkilenmem başladı. Hasan Biltekin ile ilişkimiz arkadaşlık biçimindeydi. Temmuz aylarına doğru bu ilişkimiz duygusal ilişkiye taşındı. Görüşmelerimiz daha çok askeriye dışında gerçekleşiyordu, ama zaman zaman askeriyeye de gidiyordum. Bu yalnızca Hasan Biltekin ile sınırlı kalıyordu. Askeriye dışındaki görüşmelerimizde Üstteğmen Noyan Ekinci ile de ilişkilenmiştim.

Ondan sonra Hasan Biltekin’in bana belirtildiği kadarıyla şehit düşme durumu vardı. Şırnak-Silopi yolunda 4’e 3 devreleri usta birliğe dağıtmak üzere rütbeli olarak atanmıştı. Yolda giderken bir grup PKK’lı tarafından yola döşenen mayında öldüğü bana belirtilmişti. 2006 yılının mart ayıydı. Yusuf Sarıçiçek beni askeriyenin 500 metre kadar uzağında olan Sarıyer börekçisine çağırdı. Bu bilgi bana orada verildi. Hasan’ın nasıl öldüğü orada anlatıldı. Buna bir türlü inanmak istemiyordum. Bu sebeple olayı bana kanıtlamak için aynı gün beni askeriyeye götürdü.”

‘PKK’ye karşı öfkemin oluşmasını istiyorlardı’

Kendisine sevgilisi olan Hasan Biltekin’in ölüm haberini vermelerine rağmen hala bunun doğru olup olmadığından emin olmayan Altürk’e göre bunu yaparlarken izledikleri yöntemlerle PKK’ye karşı öfkesinin oluşması isteniyordu: “Bu olaydan sonra PKK’ya karşı öfkem oluştu. Onların da yapmak istediği zaten buydu. Bilinçli bir şekilde bana böyle propaganda yapıyorlardı. ‘Bu insan ne yaptı ki! Şimdiye kadar hiç kimseye zarar vermedi. Sen de biliyorsun bu insan zaten Van merkezde kalan bir askerdi. Neden öldürmek istesinler ki? Bu insanlar böyledir işte. Teröristtirler. Suçsuz günahsız insanları öldürürler ve bundan da zevk duyarlar.’ Bu şekilde anlatımları vardı. Buna çok fazla inanmamıştım.

6. Hudut Alayı’nda ilk Başçavuş Recep Şahin ile tanıştım. O bana ‘biz sana yalan söyleyecek değiliz. Ölen senin sevgilin ise bizim de iş arkadaşımızdır. Sonuçta biz de çok üzülüyoruz. Ama bu bir gerçektir. Biz bunu sana nasıl kanıtlamamızı istiyorsan kanıtlarız’ dedi. Tabii bu sözlerden sonra benim de şüphem kalmamıştı.”

‘Sen de kuyruklu Kürtsün’

6. Hudut Alayı’na gidiş gelişleri sıklaşan Altürk’e burada asker ve askeriye üzerine propagandalar yapılır. Ailesi ile yaşadığı sorunlar Altürk’ü daha fazla askerlere yönlendirmektedir. Bu süre içerisinde özellikle Başçavuş Recep Şahin tarafından şakayla karışık sataşmalarla Kürtlüğünün sınandığını da belirten Altürk bu süreci şöyle anlatıyor: “Genelde Yusuf Sarı Çiçeği görmek üzere 6. Hudut Alayı’na gidip gelmeye devam ediyordum. Arada bir Noyan Ekinci ile de karşılaşıyorduk. Bir kere beni kendi bulundukları binaya çağırdılar. Orada onlarla konuştum.

Başçavuş Recep Şahin ile de ilişkilerim ilerlemişti. Askeriyeye özentim artıyordu. Onların da bana ilgi göstermeleri ailemle yaşadığım sorunlar ardından bana çok cazip geliyordu. Mart ayından sonra 6. Hudut Alayı ile olan ilişkilenmem sıklaşmıştı. Belirttiğim gibi Başçavuş Recep Şahin genelde beni denemek için, Kürtlüğümü ne kadar sahiplendiğimi anlamak için ilginç şakalar yapıyor, Kürtlüğümü aşağılıyor, bazen ‘sen de Kürtsün, sen de şöylesin, sen de kuyruklusun’ falan diyordu. Ben de zaten Kürtlüğümü inkar eden askeriyeye çok özlem duyan bir insandım.”

‘Uyuşturucu kullanmam sıklaşmıştı’

Ajan Altürk, bu gidiş gelişlerden ailesinin haberinin olmadığını, ailesinin daha öncesinden uyuşturucu kullandığını bilmesinden ötürü de kendisini fazla sıkmadıklarını belirtiyor. Uyuşturucuya Hasan Biltekin ile olan ilişkisinin ardından daha sıklıkla başvurduğunu belirten Altürk bu süreci şöyle anlatıyor: “Haftanın 5 günü 6. Hudut Alayı’na gidip geliyordum. Bir tek cumartesi ve pazar günleri gidemiyordum. Bu da ağabeyimin ve babamın evde olmasındandı. Annem dışarı çıkmama pek bir şey söylemiyordu. Annemin bu şekilde askeriyeye gidiş gelişlerimin olduğunu bildiğini hiç tahmin etmiyorum. Zaten daha önce de dediğim gibi dışarıya olan özentim ailem tarafından da bilinmekteydi. Sürekli cafeterya, sinema gibi ortamlara giden biriydim. Bunu çoğu zaman ailem de görüp şahit oluyordu. Zaten sürekli gittiğim bir kafe vardı. Van’da Sanat Sokağı’ndaki Doğu İş Merkezi’nin zemin katında Metro Kafe diye bir yer var. Ailem oraya gittiğimi zannediyordu. Okulu da uyuşturucu yüzünden bırakmıştım. Belki de bu yüzden ailem üzerime gelmiyor, beni artık eskisi gibi sıkmıyorlardı.

Uyuşturucuya ilk olarak 2004 yıllarında lisenin ilk yıllarında başlamıştım. Ama uyuşturucuya sıklıkla başlamam Hasan ile birlikte oldu. Hasan Biltekin’in kendisi de esrar kullanıyordu. Yanımda birçok kere esrar sardığına şahit olmuşumdur.”

‘Beynim yıkanıyordu’

Altürk, yaklaşık dört ay boyunca kendisinin sınanıp propagandalarla hazırlatıldığını belirtiyor: “PKK üzerine çok yoğun antipropaganda yapıyorlardı. ‘PKK teröristtir, terör örgütüdür. Yaptıkları şudur. Dağlarda nasıl yaşadıkları bile belli değil. Kadınlı erkekli yaşamaktadırlar. Nasıl bir yaşamdır acaba bu. Temiz derler kendi yaşamlarına, acaba temizlik o mudur.’ Adeta beynim yıkanıyordu. Kürtlüğü aşağılamak ile birlikte Türklüğü yüceltme vardı. Zaman zaman bana izlettirdikleri slayt gösteriler vardı. ‘Çanakkale Geçilmez’, ‘Çanakkale şehitleri’, ‘Onuncu Yıl’ vs. konularla ilgili slayt gösterileri izletmişlerdi. ‘Kahraman Türk askerleri şöyle savaşmaktadır, böyle savaşmaktadır. Sen de içlerine girmek istersen sen de girersin. Senin de isteğini biliyoruz’ gibi sıcak yaklaşımları vardı.”

Harekete geçme zamanı

Altürk, propaganda faaliyetlerinin bir parçası olarak kendisine sık sık ölen askerlerin cenaze görüntülerinin gösterildiğini belirtiyor. Bu çalışmalarla artık dolaylı da olsa kendileri için çalışmasını hissettirdiklerini söyleyen Altürk, kendisinin de bu aşamaya geldiğini söylüyor: “Bana operasyonlarda ölen askerlerin cesetleri ve cenaze törenlerini izletiyorlardı. ‘Bu insanların ne günahı vardı. Senin de abin askerlik yapmıştır. Acaba o ölseydi ne olurdu.’ Bu şekilde PKK’yi kötü anlatma ve bunun altında aslında bende bir intikam oluşturma duyguları vardı. Bana ‘sen de bize çalışabilirsin, senin ne eksiğin var, sen de askeriyeyi seviyorsun’ gibi şeyler söylüyorlardı. Benim kanım onlara çalışmamı istiyorlardı. Zaten ben de artık bazı şeyleri yapacağımı biliyordum.

Açıkça ‘sen PKK’ye gideceksin PKK’de bizim ajanımız olacaksın, bizi temsil eden biri olacaksın’ gibi bir konuşmamız olmadı. Onlar üstü kapalı bir teklif yapmış, ben de üstü kapalı bir şekilde kabul etmiştim. Daha sonra da zaten eğitim sürecimiz başladı.”

Ajanların çalışmaları anlatıldı

Gülşen Altürk, ajanlık eğitimlerinde izlenen yöntemi de şöyle anlatıyor: “Bana tam olarak PKK’ye gidersen şunu yaparsın böyle öldürürsün, şöyle suikast yaparsın, böyle ajanlık yapacaksından ziyade ‘PKK’ye giden ajanlar şöyle davranmaktadır, bunları yapmaktadır. Önlerine hedefler konmaktadır. Bu hedefler genelde üst düzeydeki kurucu kişilerdir’ falan deniyordu. ‘Ajanlık’ ismi kullanılmıyordu. Daha çok belirtilen MİT’ti. Bir MİT orada nasıl çalışır ne yapar, yaşamı neden bozar veya neden bir şekilde sorun çıkarır bunları anlatıyorlardı. Bunlar MİT’lere aşılandırılıyordu. Ben de şunun kanısındaydım, bana aslında sen de gidersen bunlar yap deniliyordu.”

Okumak için üç kitap!

Artık kendisinin de bir ajan olarak Medya Savunma Bölgeleri’ne gitmek istediğini bu askeri yetkililere açıklayan Altürk, gideceği yeri daha iyi tanımak üzere eğitime alınır: “Bu eğitim döneminde ilk olarak Başçavuş Recep Şahin’e, ‘Medya Savunma Bölgeleri’ne gitme düşüncemin olduğunu’ söyledim. Onlar da bana ‘eğer bir şeyi yapmak istiyorsan önce onu tanıman gerekiyor’ demişlerdi. Bana Öcalan’ın birkaç çözümlemelerini vermişlerdi. Bunlar ‘Devrimin Dili ve Eylemi’, ‘Güneşin Sofrasında-Anılar I’ ayrıca ‘Bir Halkı Savunmak’ adlı üç kitaptı. Bunları okumamı istemişlerdi. Bu şekilde o üç kitabı da okudum.”

‘Silah eğitimi aldım’

Önce teorik eğitim ardından ise pratik olarak da silah eğitimi aldığını belirten Altürk, bu eğitimler için kendisinin Van’da Albayrak tepesi denen askeri eğitim alanına götürüldüğünü belirtiyor. Burada yaptığı atış talimleri ile silah atışında belli bir hakimiyet kazandığını ifade eden Altürk şöyle devam ediyor: “Suikast için silah eğitimleri aldım. Zaten PKK’de kullanılan silah kaleşnikoftu. Bunun yanısıra G-3, M-16 gibi silahları da kullanmayı öğrendim. En azından silaha karşı yabancılığımı aşmam için bu eğitimler verildi. Daha önce zehir ile gönderdikleri de oluyormuş. Bu şekilde de öldürüyorlar. Zaten yaptıkları birçok şeyi ROJ TV’de yayınlanan görüntülerde gösterip ‘bu kişi şöyle öldürüldü, bu da bir yöntemdir’ diye söylüyorlardı. İlk silah kullanımımı ise o zaman acemi birlik devrelerinin eğitim yaptığı Albayrak tepesinde yaptım. Orada acemi devrelere silah eğitimi verirler. Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek ve Üstteğmen Noyan Ekinci ile birlikte gitmiştik. Önüme koydukları hedef bir insan şeklinde tabelaydı. Kafa kısmı 12 kısmı oluyordu. Bu şekilde ilk silah nasıl kullanılır, taktikleri nelerdir burada göstermişlerdi. Eğitim bittikten sonra hedef atışım oturmuştu. Hedefe hakim olma olayı oluşmuştu.”

‘Ooo sen de bizdensin’

Bu arada kendisine iletişim kurmaları için Uzman çavuş Efe Zeybekoğlu tarafından ‘efenin gülşahı’ ismiyle bir e-mail adresi açılan Altürk, bu adres üzerinden yaptığı ilginç bir konuşmayı şöyle aktarıyor: “Mayıs ayında Uzman Çavuş Efe Zeybekoğlu (sanırım şu an Şırnak’ta görev yapıyor) bana e-mail adresimin olup olmadığı sordu. Ben onlara e-mail adresimin olduğunu, ancak bir internet cafe sahibi tarafından kullanıldığını söylemiştim. O gün bana Efe Zeybekoğlu tarafından ‘efeningülsahi’ adlı bir e-mail adresi açılmıştı. Adresime girdiğimde Cemil Suna adlı bir kişinin kayıtlı olduğunu fark ettim. Bir kere tesadüfen açtığımda onun dosyası da açıktı. Konuşmaya başladık. Bana astsubay olduğunu, Şırnak’ta görev yaptığını söyledi. Bu adrese nasıl girdiğimi sordu. Ben de ona Efe Zeybekoğlu’nun benim için açtığını söyledim. Efe Zeybekoğlu’nun ismini duyunca ‘ooo demek sende bizdensin’ dedi.”

‘Ben ilk TİT ajanıyım’

Altürk anlatımlarının devamında kendisinin ilk TİT ajanı olduğunu iddia ediyor: “Bana kendilerinin 1996 yılında kurulduğunu, 2000 yılında deşifre olduklarını ve şu an JİTEM ile Atabeyler Çetesi olarak ikiye ayrıldıklarını belirtiyorladı. Yalnız şu an örgütün halen işlediğini, ancak örgütten birçok kişinin deşifre olması dolayısıyla dağıtıldığını belirtiyorlardı. Atabeyler Çetesi’nde olduğunu belirttikleri kişiler de vardı. Yine Recep Şahin’in bana belirttiği kadarıyla kendisi de eski bir JİTEM üyesiydi. Yine JİTEM kayıtlarında ismi olan özel hareket timi üyeleri Oğuz ve Mehmet isimli iki kişinin şu an Başkale’de görev yaptığını ve eski JİTEM üyesi oldukları söyleniyordu. Zaten oradaki günlük çalışmaları bile sıradan işler yapmadıklarını gösteriyordu.

Bana belirttikleri kadarıyla ben TİT’in ilk ajanıymışım. Ancak bildiğim kadarıyla Recep Şahin birçok ajanın eğitiminde yer almış birisiymiş. Bu özel harekat timleri de kendilerini ilçelerde çalışan özel hareket timleri üzerinden örgütlüyorlarmış. Özel hareket timleri deşifre olan milisleri para işkence vs yollarla kandırıp kendilerine çalıştırmaktalarmış.”

Dağa ‘erken’ yolculuk

Dağa gitme kararını aldığında henüz eğitiminin bitmediğini belirten Altürk, amacının –6. Hudut Alayı’nda– içinde bulunduğu örgütlenmenin gözünde bir kahraman olmak olduğunu belirtiyor. Van’da tanıştığı biri aracılığıyla gerilla güçleri ile ilişkilendiğini ve böylelikle yola çıktığını belirten Altürk, şunları anlatıyor: “14 Ağustos Pazartesi günü Medya Savunma Bölgeleri’ne yola çıkmak için geldim. Yolda gelirken dolmuşta Üstteğmen Yusuf Sarıçiçeği aradım. Ona dolaylı bir biçimde saflara gideceğimi söyledim. Bana ‘geri dön’ gibisinden bir şeyler söyledi. Bunu öyle beni düşündükleri için yaptıklarını zannetmiyorum. Daha çok bu işte biraz daha profesyonelleştirmek, tam hazırlamak istiyorlardı. Eğitimim bildiğim kadarıyla daha uzun sürecekti. Artık geri dönmeyeceğimi anlayınca yerime vardığımda aynen şu cümleyi kullanmıştı: ‘Yerine vardığında bize nasıl, nereden, ne şekilde gittiğini anlat.’ Böylelikle geliş kanalımı da deşifre etmek istiyorlardı. Bir şekilde İran’a geçtim. Gerillalara gece yarısında ulaştım. Herhangi bir sorun çıkmadı. Ayrıca gerillaya gelirken yanımda bir telefon bulunmaktaydı. Bu telefon askeriye tarafından dinlenmekteydi. İran tarafına gerillaların yanına geçtiğimde oradakilere telefonu verdim. Böylelikle onlar da o telefonu kullanacak ve deşifre olacaklardı. Üç dört gün sonra ise yeni savaşçılar kampına ulaşmıştım.”

Ajanlara şifreler veriliyor

Medya Savunma Bölgeleri’ne ulaşan Altürk, burada kendisini daha öncesinden hatırladığı ajan şifrelerine göre hazırlar. Anlatıldığı gibi arkasından başka ajanlar gelecek ve bu ajanlarla çeşitli şifreler aracılığıyla ilişkilenecektir: “6. Hudut Alayı’ndaki eğitim sürecinde hatırladığım kadarıyla bana bahsettikleri gidenler olursa, arkasından göndereceğimiz kişiler olur biçiminde şeyler vardı. Bunların saflarda ilişkilenmesi ve daha iyi çalışma yapabilmeleri için birbirine güç ve destek vermesi önemlidir gibi söylemleri vardı. Mesela ‘bizim gönderdiğimiz ajanlara şifre veriyoruz’ diyorlardı. Bunlar ‘yeşil ot mahallesi’ ‘kuzen’ ‘abimin selamı var’ gibi şeylerdi. Ayrıca orada bir ajanın dikkat çekebilmesi ve ondan sonra gelecek ajanın onu tanıması için, farklı dikkat çekici hayat hikayeleri anlatıyorlardı. Örneğin İran saflarından katılan birinin Avrupa katılımlı biri olarak kendini tanıtması sonra trajik yaşam hikayeleri vs. Bunlar onlar tarafından anlatınlan ve ajanların birbirini tanımasını sağlayan şeylerdi. Örneğin benden sonra gelen biri beni tanıması için bana ‘ben yeşil ot mahallesindenim’ diyecek ben de ona ‘kuzen hoşgeldin’ falan diyecektim o da bana ‘ağabeyimin’ selamının olduğunu söyleyecekti.”

PKK’nin kurucu kadroları hedefte

Medya Savunma Alanları’na gitmeden 6. Hudut Alayı’nda kendisine bazı fotoğrafların gösterildiğini kaydeden Altürk, bu fotoğrafların PKK’nin önde gelen kadrolarına ait olduğunu söylüyor: “Benim örgütlenmem fedai tarzında örgütlenmeydi. Ölme ve öldürme. Ben birini öldürürsem, öleceğimi de bilsem bunu yapacaktım. Bana fotoğraf boyutunda gösterilen bazı şeyler de vardı. PKK’de kurucu düzeyinde olan kişilerdi. Cemil Bayık, Murat Karayılan, Duran Kalkan, Mustafa Karasu, Ali Haydar (tam olarak soyadını hatırlamıyorum) Fuat kod isimli biriydi. Bunların kurucu düzeyinde olduklarını, genelde giden kişilerin bunları hedef aldıklarını söylüyorlardı. Ben de bundan şu kanıya varmıştım. Ben de gidersem hedef alacağım bunlardan biri olacaktı.”

Cemil Bayık’a suikast girişimi

Medya Savunma Bölgeleri’ne ulaşan Altürk, her yeni katılan kişi gibi yeni savaşçı eğitimine gönderilir. Burada ‘Tanya’ kod ismini alan Altürk, eğitimin sonuna doğru mezuniyet töreni için gelen Koma Civakên Küdistan Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık’a suikast girişiminde bulunmayı tasarlar. Ancak Altürk, hem alınan güvenlik önlemlerinden, hem de korktuğundan dolayı bu girişimden vazgeçer. “Yeni savaşçı kampındayken devremizin kapanışından bir gün önce tim komutanım ile birlikte göreve gitmiştik. Bu görev dönüşü Cemil Bayık’ın geleceğini öğrenmiştim. Bu şekilde kafamda bir suikast planladım. Birisini nasıl öldürebilirim, diye plan yaptım. Çünkü sonuçta kurucu düzeydeki bir insana yaklaşmak çok serbest olamazdı. Muhakkak güvenliği iyi tutulan biri olacaktı. Bu şekilde nasıl bir suikast gerçekleştirebilirim diye oldukça yoğunlaştım ve bir plan yaptım.

İlk görevden geldiğimizde misafir olan bütün arkadaşlar toplantının yapılacağı alandaydı. Ben bulunduğumuz koğuşa gitmek için yukarı gittim. Göreve birlikte gittiğim arkadaş da oradaydı. O aşağı indi. Silahı oradaydı. Onun silahından 6 mermi çıkarıp silahıma yerleştirdim. Ve silahımın emniyetini açıp mekanizmaya mermiyi sürdüm. Ondan sonra emniyeti kapattım. Aşağı indiğimde silahım kolumdaydı. Silahımı arkadaşların olduğu bir yere bıraktım. Toplantıdan sonra Cemil Bayık bizim lojistik mangasının önünde duruyordu. Belki yapabilirim diye silahımı koluma alıp onun olduğu yere doğru gittim. Giderken silahımın emniyetini de açmıştım. Bir suikast girişiminde bulunabilirdim, ama bir insanı öldürebilecek kadar cesaretli olmadığımı hissettim. Her ne kadar fedai tarzında örgütlensem de, böyle bir suikasti gerekleştirebilecek kadar cesur değildim. Korkuyordum. Kurtulmam mümkün değildi. O yüzden suikast girişimini gerçekleştiremedim. Zaten Cemil Bayık’ın güvenliğinin de dikkatini çekmiştim. Askeri tören sırasında Bayık’ın güvenliğini alanlar tarafından uyarıldım, Bayık’ın yanında silahla gezmemem doğrultusunda.”

‘Kaçamayınca gerçeği açıkladım’

Yeni şervanlar eğitiminin ardından bir askeri tabura düzenlenmesi yapılan Tanya kod isimli Gülşen Altürk, burada uzun süren bir kararsızlık yaşar. Zaten ilk geldiği süreçte de eve gitmek istediğini belirten Altürk, burada bulunduğu yerden kaçamayacağını anlayınca gerilla güçlerine gerçeği açıklar. “Bulunduğum taburdan kaçmak kolay değildi. Yaklaşık 2-3 ay sonra ajan olduğumu açıkladım. Bundan sonra bir soruşturma süreci başladı. Bu soruşturma sürecinde birçok defa olayları çarpıttım. Ondan sonra olayların bu şekilde çözümlenemeyeceğini, olayların aslında bir şekilde ortaya çıkması gerektiğini öğrendiğimde, artık arkadaşlara gerçeği açıkladım.”

‘Oyunlara kanmayın’

HPG güçlerinin yaptığı soruşma süresince başından geçenleri tüm ayrıntısı ile anlatan Altürk, kendisinin arayışlarından faydalanılarak kandırıldığını ve bir tuzağın içine çekildiğini belirtiyor. Ve tüm Kürt gençlerini ,genç kızlarını uyarıyor: Oyunlara kanmayın! “Yapılan, yürütülen politikalar çok kirli. Çünkü bir insanı gelip arkasından vurmak, zehirlemek çok çirkin. Bunun için çok pişmanım. En azından bir Kürt olarak düşman tarafından kandırılmak, bu şekilde kendine düşman haline getirilmesi çok kötü. Şu an sistemde yaşayan herkese, bütün gençlere genç kızlara söylüyorum, devletin oyunlarına kanmayın.”



‘O bizim Zilanımız’

HPG güçlerinin Tanya Kod isimli Gülşen Altürk’ü soruşturması süreci içerisinde Gülşen Altürk’ün ajan olduğu iddiasını kanıtlayan bir diğer gelişme de bu kez bu örgütlenmeye bağlı, fakat İstanbul kanalından gelen ve Tanya ile aynı şifreleri kullanan Çawre kod isimli Fatma Bozdemir’in itiraflarıdır.

Tanya kod isimli Gülşen Altürk’ün ardından ona zehir getirmek ve başka görevler için gönderilen Bozdemir, bulunduğu taburda Tanya olarak ismini bildiği kişinin ve daha öncesinde aynı evde ajan eğitim gördüğü başka bir kişinin daha tutuklanarak getirildiğini görmesi ardından o da korkarak ajan olduğunu itiraf eder. Bozdemir’in belirttiği ifadeye göre, Tanya için kendisini gönderen polis şebekesinin söyledikleri şunlar: “Tanya bizim adamımızdır. Sen onun yanına gideceksin şifren ‘Yeşil ot mahallesi’dir. Ona götürmen gereken bir şişe zehir var. O bizim Zilanımızdır unutma. O bir kahramandır. Çok zeki ve ağzı sıkı biridir. Sen de onun gibi olacaksın.” Ayrıca Bozdemir Gülşen Altürk’ün aksine bir iddiada daha bulunuyor. “O net bir hedef için gelmişti. Onun için eğitilmiş. Onu bizzat bu iş için göndermişlerdi. Cemil Bayık’a suikast!”




‘Şemdinli’den Genelkurmay’ın haberi vardı’

Kendisinin sıklıkla gittiği ve orada artık bir göreve hazırlandığını anladığını söyleyen Altürk, burada TİT, JİTEM, Şemdinli olayı, Atabeyler Çetesi kavramları ile sıklıkla karşılaşır. Altürk, 6. Hudut Alayı’nın aslında bir ajan kontrol ve örgütlenme merkezi olduğunu bizzat oradaki askeri yetkililerin ağzından işittiğini belirtiyor: “6. Hudut Alayı onların belirttiği kadarıyla ajanlaştırmada, ajanları denetlemede merkez bir askeri birimmiş. Yani orada şüpheli kişiler vardı. Bunlar göze çarpıyorlardı. Benim de anladığım kadarıyla 6. Hudut Alayı, ajanları örgütlemede ve denetlemede merkez olarak kullanılıyordu. Ki zaten Van da onların belirttiği gibi kesin olarak ajanlaştırmada, ajanları saflara göndermede merkezdi. İşleyişleri konusunda pek fazla bilgi vermiyorlardı, ama TİT örgütüne bağlı olduklarını söylüyorlardı. Bir kere bahsettikleri bir şey değildi, sürekli söylüyorlardı. Kitle arasında birçok faaliyetlerinin olduğunu söylüyorlardı. Mesela bana ilk TİT örgütünden bahsettiklerinde yaptıkları bir faaliyetten bahsetmişlerdi. O işte de kendi parmaklarının olduğunu söylüyorlardı. Şemdinli olayında Astsubay Ali Kaya ve Özcan İldeniz tarafından Umut kırtasiyenin bombalanmasında yani. Bahsettikleri kadarıyla Genelkurmaylığın bile haberi varmış. Bu işin içinde kendilerinin de olduğunu söylüyorlardı.”






‘TİT Albay Başbuğ’a bağlı’

Amed’de 2006 yılında yaşanan patlamayla adını duyuran TİT adı verilen örgütlenme içerisinde çok sayıda kişinin olduğunu belirten Altürk, kendisinin bildiği isimleri şöyle sıralıyor: “Bu örgüt içerisinde bana belirttikleri kişiler şunlar. En üstte Ankara’da Kıdemli Kurmay Albay Alparslan Başbuğ. Sonra 6. Hudut Alay Komutanı Albay Naim Babüroğlu, Binbaşı Ali Durmaz, Yüzbaşı Mehmet Reşit Ormanoğlu, Başçavuş Recep Şahin, Üstteğmen Cafer. Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek, yine Üstteğmen Noyan Ekinci, Uzman Çavuş Hasan Biltekin, Uzman Çavuş Efe Zeybekoğlu. Bunlar benim tanıdığım kişiler.

Daha önce Albay Alparslan Başbuğ’u hiç görmedim. Alay Komutanı Naim Babüroğlu’nu ise sadece Alayda uzaktan görmüşlüğüm var. Eğitim aldığım gruptan öğrendiğim kadarıyla benden bu kişiye bahsedilmiş. Yine Binbaşı Ali Durmaz’ı sadece isim boyutunda tanıyorum. Mehmet Reşit Ormanoğlu ile ise sadece tanıştığım sıralarda bir sohbetimiz olmuştu. Zaten benim eğitimimde başrol oynayan Başçavuş Recep Şahin, Üstteğmen Noyan Ekinci, Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek’ti. Cafer Üstteğmen ise, Adana askerlik şubesinde görev yapmaktaydı. Bana belirtildiği kadarıyla o maddi işlerle ilgilenmekteydi.”

Ajan kontrol merkezindeki Albay

Gülşen Altürk’ün ajan kontrol merkezi olarak adres gösterdiği 6. Hudut Alay Komutanı Albay Naim Babüroğlu kamuoyunun da sıkça ismini duyduğu bir kişi. Kürdistan’da kirli planların düzenleyicisi Albay, Manisa’da askerlerin düzenlediği bir törende AKP İl Başkan Yardımcısı ile “fotoğraf karesine girmeyin” tartışması ile gazetelere taşınmıştı.



Pazartesi


- Ajan ağına düşürülen bir aile...
- “Bana önce bir çay parası verdiler…”
- DEHAP’ın içine yerleştirilen köstebek, neyin peşindeydi?
- Hangi ilin emniyet şube müdürü ajanla başedemeyince ‘Biz şimdi PKK’ye mi çalışacağız’ dedi?

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

‘Görevim Bayık’a suikasttı’

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.



Seçenekler
           



Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

İlgili Bağlantılar

En çok okunan haber: Haber:

son 5 Haber

Haber Arşivi

Sayfa Üretimi 0.8498 Saniyede, 34 Veritabanı Sorgusuyla