DORTMUND - Kürt Alevilerin binlerce yıllık ezilmişliklerine rağmen dengbejlerin, pirlerin ve ozanların sayesinde ayakta kaldığını savunan Alevi sanatçı Bese Aslan, Maraş’ta ise Alevilik kültürünün kaybolmakla yüzyüze olduğunu kaydetti.
Sanatçı Bese Aslan, çalışmaları, Dedelerin neden aktarımlarını Türkçe yaptıkları, genç nesillerin ilgisinin ne düzeyde olduğu, klamları ve efsaneleri nasıl derlediğini ANF’ye anlattı.
68’Lİ YILLARDA KIRILMA BAŞLADI
-Dedeler Alevi toplumunun kültürel, tarihsel, inançsal olarak en temel aktarım dinamikleri ve taşıyıcılarıdır. Dedelerin aktarımı ise daha çok Türkçedir? Bu çalışmayı yaparken bu soruya bir cevap bulabildiniz mi?
-Bir cevap bulmak değil ama bildiğimden daha emin oldum diyebilirim. Alevi pirlerini üçlü bir denklemde açıklayan yani Kürtlük Alevilik ve Kemalistlik denkleminde Kemalizmi çıkarırsak Alevi toplumunu kültürel tarihsel ve ibadetsel olarak binlerce yıllık taşıyıcıları olmuşlar ve bu taşıma da en önemli sadakat noktası dildir. Çünkü Kürt Alevi pirleri Kemalistlikten önce gerek ibadet cemlerinde gerek kültürel aktarımda Kürtçeyi kullanmış ve aktarım doğru yapılmıştır.
Fakat Cumhuriyet sonrası dönemde Kürt alevi pirlerinde yaşanan değişimler ve 68’li yıllarda başlayan kırılma noktaları Alevi pirlerini temsilci olmaktan çıkarmış kültürel anlamda bir aktarım olsa bile dil boyutuyla önemli eksiklikler yaşanmıştır. Maalesef bu eksiklik kültürün asimile sürecini hızlandırmıştır ve kültürel tarihsel aktarım yön değiştirmiştir.
FARKINDA OLMAK ANLAMAKTIR
-Bir kültürü, bir dili, bir inancı değerlerinden ayırmak, ancak kültürü, edebiyatı, sanatı yani özünü var eden motiflerini ayırmak ve korumakla mümkündür. Yaptığınız üç çalışmada da bu göze çarpıyor, bu konuda ne diyeceksiniz?
-Farkında olmak anlamaktır. Anlamak dert etmektir. Dert ise binlerce yıl boyunca sözlü olarak anlatıla gelmiş değerlerin son anlatıcıları ve son kaynaklarını görmektir. Bende bir kültürün motiflerini edebiyatını özünü korumak ve kayıt altına almak için bu çalışmalara el verdim. Umarım ayırıp koruyabilirim.
MARAŞ’TA ALEVİ KÜLTÜRÜ ÇOK AZ KALDI
-Maraş yöresinde yaşayan Kürt Alevi kültürünün kaybolmaya yüz tutuğu tezi sizce de doğru mu?
-Çok doğrudur. Kaybolmaya yüz tutmaktan öte çok az bir kısmı kalmıştır. Çünkü son aktarcılar bilgilerini aktaracak bir kanal bulamadılar ve kalan bilgilerin çoğu da unutulmaya başladı.
-Dedeler, ozanlar, aşıklar tarafından söylenen ve binlerce yılın birikimi, yaratımı, mirası olan bu ürünlere sahip çıkmak önemli. Genç nebilerin ilgisi ne ölçüdedir?
-Denir ki ''senin kabın küçükse denizin suçu ne''. İlgi, duyarlılık, anlama, sahip çıkma yok denecek kadar az. Öyle ki bu azlığı yaratan sebepler çok, bu azlığı yaratmak için onca sebep yaratıldı zaten. Önemli olan bu azlığı çoğaltmak. Umarım bir gün ‘adres ve gidilecek o yol’ bulunur…
DENGBEJLER, PİRLER, OZANLAR…
-Masalları, ağıtları, deyişleri, efsaneleri, kılamları, insanların belleklerinde tutmaya çalışıyorsunuz, sizi buna iten sebebiler nelerdir?
-‘Bir varlığın yazılı bir tarihi yoksa, bu dünyada bir hayatı da yoktur’ buna inandım. Kürtler, Kürt aleviler binlerce yıllık ezilmişliklerine, yok sayılmışlıklarına rağmen hala ayakta ise hala kendi dillerinde bir ifade alanı buluyorsa bu masalların, ağıtların, stranların, deyişlerin ve onları aktaran dengbejlerin, pirlerin, ozanların sayesinde olmuştur. Bunun farkına varmak herkese bir şeyler yaptıracaktır.
- Çalışmada yer alan isimleri neye göre seçtiniz? Ölçünüz ne idi? Yaşlarına mı, mesleklerine mi, birikimlerine mi göre isimleri tercih ettiniz?
-Pirler divanı albümünde ölçüm tabiî ki Kürt Aleviler de eski gelenekten gelen son pirleri bulmaktı. Fakat bazı olumsuzluklardan dolayı birkaç pire ulaşamadım. Ama temsili olarak albümde yer alan altı pir çok önemli olan bu konuyu yani eski gelenekten gelen son pirlerin temsili oldular. İlk albümde yani kırk makamlık efkar albümünde seçimim Maraş yöresinde söylenen çeşitli konu ve söylem biçimleri idi. Deyiş, ağıt, şiir, stran ve klam örnekleri köylerde yaşayan Kadın ve erkek seslerinde dillendirildiler.

ŞAHMERAN MASALI
-Bu kilamlar efsaneleri derlerken köy köy gezdiniz, neler hissettiniz?
-Geçmişe dair bir ses, bir iz, bir yol bulmak ya da bulabilmek cümlelere dökemeyeceğim kadar kıymetli ve değerlidir. Hem bir kültüre hizmet edebilmek hem o kültürün son anlatıcılarına konuk olmak ve belleklerinde kalmış eksik, yarım ama işlenmemiş bir cevher gibi duran bilgilere ulaşmanın sevincini neye benzetebilirim bilemiyorum. Ama hizmetimin bir gün bir yerlerde karşılığı varsa gözlerim, birileri gibi açık kalmayacak ve bir kültürü bir dili yaşatmak için gidenlerin belki de bir parça gözlerini kapatabileceğim.
-Sizin daha öncede yayınlanmış bir kitabiniz var. Bunun dışında üzerinde çalıştığınız veya hazırladığınız çalışmanız var mı?
-Nar ağacının gölgesi yoktur isimli bir derleme masal kitabı çıkarmıştık. Yörede anlatılan masalları bir kitapta topladık. Şuan Şahmeran masalını ve mezar başında söylenen ağıtlarla ilgili çalışmalarım var.
Bese Aslan kimdir?
1982 yılında Elbistan’da doğdu. Ağrı Dağı Üniversitesi’nde Resim-iş öğretmenliğinde okuyor. Derleme çalışmalarını yapmaya 2004 yılında başladı. 2002 yılında Hüseyin Çelebi şiir ödülünde birincilik ödülünü aldı. 2004'te Seyr-i Mesel Tiyatrosu'nda 'Masalların Düğünü' adlı projede yer alan Aslan, daha sonra 2005'te yaptığı masal derlemelerini 'Nar Ağacı'nın Gölgesi Yoktur' adıyla Elma Yayınları'ndan çıkardı.
Besê Aslan, 'Xema Çel Meqami/ Kırk Makamlık Efkar' isimli arşiv çalışmasıyla genç yaşına rağmen önemli bir çalışmaya imza attı. Güvercin Müzik'ten çıkan Aslan'ın albümü, Maraş yöresine ait Alevi deyişlerini 4 yıllık bir çalışmanın sonucunda oluşturdu. Bu çalışmayı Mihemed Şexo'ya ithaf etmişti. Son olarak Maraş Sinemilli aşiretinin dedelerinin söylediği deyişlerden ''Pirler Divanı'' (Diwana Piran) albümünü Kom müzikten piyasaya sürdü.
ANF