
T.C. devletinin tarihinde en büyük askeri seferini Kürdistan’a ve Kürt halkına karşı hazırladığı, halkımıza karşı ırkçı faşizan bir dalga geliştirilerek adeta iç savaş ortamının yaratılmaya çalışıldığı böylesi bir dönemde Avrupa devletlerinin ve özellikle Fransa devletinin halkımıza karşı tutumu oldukça düşündürücüdür. Şubat ayının başında Kürt siyasetçileri ve yurtseverlerine karşı geliştirdiği operasyon ve tutuklamalar, bunların devamı olarak geçtiğimiz günlerde bir çok Kürdün evinin basılıp 10’aşkın Kürt gencinin tutuklanması Türk devleti ile Fransa devleti arasında
Anti-Kürt bir ittifakın varlığını gözler önüne sermektedir. Bu tutumuyla Fransa devleti uluslararası Kürt karşıtı konseptin öncülüğünü üstlenmiş görünmektedir. 8 ay süren tek taraflı ateşkese ilişkin bir kelime bile söylemeyen Avrupa devletlerinin bu tutumlarıyla adeta savaş kışkırtıcılığı yapmaları kendi demokrasi, çağdaşlık değerlerine yaklaşımlarını göstermektedir. Kendini eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin beşiği olarak gören Avrupa’nın bu değerleri kendi ekonomik politik çıkarları uğruna nasıl ayaklar altına aldığı oldukça ibret verici bir gerçektir. En doğal insani hakları için mücadele eden Kürt halkına karşı bu kirli politikalar ancak kanla beslenen, emperyal bir zihniyetin ürünü olabilir.
Özellikle bu politikaların son dönemde Fransa-Türkiye-ABD ilişkileri temelinde yürüdüğü bu işin ihalesini alan Fransız savcının heyetlerle Türkiye’ye gidip yaptığı pazarlıklar sonucu geliştiği artık gizlenemeyecek bir gerçektir. Yapılan pazarlıklardan halkımız habersiz değildir.
Ama herkes bilmelidir ki Kürt halkı artık eski Kürt halkı değildir. Önder Apo’nun bilimsel ideolojisiyle donanmış bir düşünceye, 30 yıllık mücadele içerisinde çelikleşmiş bir iradeye ve özgürlük tutkusuyla yanıp tutuşan bir yüreğe sahip bir halk gerçekliği ve onun gençlik kuşağı yaratılmıştır.
Kimse Kürt halkı üzerinden yanlış hesaplara girmemelidir. Özgürlük mücadelemizi kriminalize edip tasfiye etmeye çalışan bu kirli hesaplar nasıl şimdiye kadar özgürlük irademize çarpıp geri dönmüşse bundan sonrada halkımızın Önderliği ile bütünleşen direniş çizgisiyle paramparça edilecektir.
İlgili güçleri öncelikle kendi demokratik değerlerini ve hukuklarını çiğnememeye, bu kirli deşifre olmuş politikalarından vazgeçmeye ve özgürlüğünden başka bir şey talep etmeyen halkımıza saygılı olmaya çağırıyoruz.
Artık Kürt halkının ve gençlerinin özgürlüğünden başka kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Hiçbir baskı ve sindirme politikası bizi Öndeliğimizi ve mücadelemizi sahiplenmekten ve halkımızın onurunu korumaktan vazgeçiremeyecektir.
halkı üzerinden kimse kirli hesap yapmamalıdır. Tutuklanan tüm Kürtler derhal serbest bırakılmalıdır
Bu politikalar ancak öfkemizi büyüterek mücadele azmimizi ve hırsımızı artıracaktır. Artık her Kürt genci bulunduğu yerde bir özgürlük militanıdır. Bu politikalar anında cevap bulmalı ve tutuklamalara karşı sessiz kalınmamalıdır.
Tüm Kürt gençlerini meşru demokratik mücadele çizgisinde direnişi yükseltmeye bulunduğu her alanı örgütlenme ve eylem alanına dönüştürmeye,
Önderliğimizin özgürlüğünü sağlayana kadar yorulmak durmak nedir bilmeden her türlü saldırıyı hiçbir bedel vermekten kaçınmadan APO’cu direniş ruhuyla süreci karşılamaya bu temelde onurlu bir duruşun sahibi olmaya çağırıyoruz!