ANKARA - Kürtlerin bu yılki Newroz coşkusu, sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada yankı yarattı. Kürdistan’ın ve Türkiye’nin irili ufaklı bütün kentlerinde yanan ateşler, kitlesel coşku, büyük bir kimlik sahiplenme seremonisine dönüşen Newroz kutlamaları... Bu tablo herkes tarafından büyük bir şaşkınlık ve örtülü bir hayranlık duygusuyla izlendi. Ancak sadece görsel bir şölen değildi bu, bu yılki Newroz, bütün niteliğiyle diğer yıllardan farklıydı. Hatta bu yılki Newroz, politik sürecin artık geri dönülmez bir şekilde kırılmaya uğradığının göstergelerini de ortaya çıkarıyordu. Hamile bir kadına benziyordu bu yılki Newroz, Kürtler ve bölge için önemli değişikliklerin doğum sancısını çeken...
KÜRT RENKLERİ ALANLARI SÜSLEDİ
Yüksekova’dan Adana’ya, Van’dan İstanbul’a bu yılki Newroz’un en dikkat çeken yanlarından biri renklerdi... Sadece sarı-kırmızı-yeşil değildi Newroz... Doğanın ve insan estetiğinin yarattığı bütün renklerle cümbüş vardı Newroz’da... Kadınlar, erkekler, genç kızlar, ihtiyar delikanlılar, çocuklar, herkes rengarenkti bu Newroz’da. Ateşin kızılı, doğanın yeşili, aşkın bütün renk tonları Newroz alanlarındaydı. Van’da özel tim tarafından coplanan kadınlar mesela... Üç etekleri, mendilleri, elbiselerindeki süslemeleri bir direnç ışığı gibi parlıyordu polis copuna karşı... Amed’den Mersin’e, Cizre’den İzmir varoşlarına her yerde meydanlara hakim olan, Kürtlerin ulusal renkleriydi. Özellikle kadınların eskiden Newroz’da bir ilginçlik, farklı bir renk olsun diye giydikleri ulusal kıyafetler, bu yıl baskın gelmişti bütün diğer renklere. Erkekler şal û şapiklarıyla bu renk cümbüşüne katılıyorlardı. Edinilen bilgilere göre Kürtlerin yaşadığı hemen her yerde terziler, ulusal kıyafet dikimi için özel indirimler yapmışlardı. Kimi esnaflar ulusal giysi siparişlerini karşılamak için özel reyonlar açtılar ve ek mesailer yaptılar. Kutlamalardaki kadın milletvekillerinin, yemeğini ocakta bırakıp gelmiş orada halay çeken kadından ayrılan hiçbir yanı yoktu.
NEWROZ’UN DİLİ KÜRTÇEYDİ
Bu yılki Newroz’da ulusallık hakimdi her yerde. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yılki Newroz’un dili daha çok Kürtçeydi. Milletvekillerinden sanatçılara bütün konuşmacıların dili, stranlar, klamlar, sloganlar, pankartlar, meydanların sesi Kürtçeydi. Bütün mesajlar Kürtçe okunuyor, bütün haberleşmeler Kürtçe yapılıyordu. Ama bu yılki Kürtçe, sadece bir dil olarak kullanılmadı, aynı zamanda Kürtlerin “kendi gibi” davranmalarının rahatlığını yaşadıkları bir sembol oldu. Newroz’da geçtiğimiz yıllara nazaran milli vurgular da ilk kez bu kadar güçlü bir şekilde öne çıktı. Ancak bu “milli”lik, ırkçı millilik ile uzaktan yakından benzeşmeyen bir nitelik taşıyordu. Kardeşleşme için, öncelikle herkesin kendi olabilmesi gerektiği vurgulandı bu Newroz’da...
KORKUYA İTİBAR EDİLMEDİ
2008 Newroz’unun en önemli yanlarından biri de, halkın korkuya itibar etmemesiydi. Kimse korkuya prim vermedi bu Newroz’da... Hatta polisten, askerden, özel timden, yasaklardan, provokasyonlardan ve ceza yaptırımlarından kimsenin korkusu olmadığının en görünen örnekleri Van ve Yüksekova Newroz’larıydı. Kurumlar, tertip komiteleri, halk, kendi iradelerini hiçe sayarak keyfi kararlarla kutlama yerlerini ve içeriğini belirlemek isteyenlere itibar etmedi. Halkın özgür iradesinin bu kadar belirgin bir şekilde öne çıkması, ironik sonuçlar doğurdu ve Van’da halk iradesi polislere tek kale maç yaptırdı... İşte bu da Türkiye’deki mülki otoritenin ve güvenlik güçlerinin ne kadar hukuk dışı bir sisteme göre çalıştıklarını ispatladı, kanunların aczini ortaya çıkardı, ve polisler, holigan mantığıyla tek kale maçın intikamını kadınları coplayarak almaya çalıştılar. Bu görüntü, bir vahşet karesi olarak dünyaya geçti ve bunun, yeni intikam duyguları yaratmasından endişe ediliyor.
SİYASETTEN SANATA ŞÖLEN HAVASI
Bu yılki Newroz, diğer Newroz’lardan farklı olarak Kürtlerin kendi kutlamalarıydı. Daha önce Kürtler arasında kısmen eleştiri konusu olan popüler Türk sanatçılarına yüz milyarlarca para dökülerek konserler verilmesi yerine, bu yıl Kürt sanatçılar Newroz’da güçlü bir performans gösterdiler. Kürt müziğinin dengbêj tarzından rock tarzına ne kadar zenginleştiği de bu Newroz’da açığa çıktı. MKM ve Her Yerde Sanat Organizasyonu’nun, Newroz’ların bir şölen havasında geçmesi için gerçekleştirdikleri çalışmanın başarısı da Kürtlerin artık kurumsal olarak güçlendiklerini açığa çıkardı. Dolayısıyla milletvekillerinden sanatçılara, medyadan kültür kurumlarına, esnafa, halka kadar bütün Kürtler bu Newroz’u bir kucaklaşma şöleni gibi yaşadılar. Ödenen bedellere rağmen...
SOKAKTAKİ LİNÇ GİRİŞİMLERİNE NEWROZ MEYDANLARINDAN YANIT
Bütün bunların tetikleyici unsurunun ne olduğu da yine bu Newroz’da alanlardaki sohbetlerin ana konusuydu. Herkes, bir şeyler söylese de, ortak kanı bu Newroz coşkusunu Zap direnişinin sonuçlarına bağlıyordu. Çünkü çok değil, daha bundan birkaç ay önce, Türkiye’nin bütün sokakları, Genelkurmay ve CHP-MHP gibi partilerin tetiklemeleriyle Kürtler için ölüm fermanlarının okunduğu arenalara dönüşmüştü. Her bir Kürt için sokağa çıkmak, neredeyse linç edilmekle eş anlamlıydı. Ardından şiddetli bir savaş yaşanmıştı; ABD keşif uçakları, Türk jetleri, bombardıman uçakları, tanklar, panzerler, obüs topları, korkunç homurtularıyla zırhlı zırhsız savaş araçları Kürt topraklarını eziyordu. Ardından 10 binlerce askerin katıldığı kara harekatı ve sonunda Homeros’un İlyada’sında bile betimlenmemiş nitelikte, başı önüne eğik bir ruh hali... Bütün bunlar, bu yılki Newroz kutlamalarının ruhunu besliyordu.
BU NEWROZ’DA CESUR VE ÖZGÜRDÜ KÜRTLER
Ve Kürtler, dünyanın en ilginç halklarından biri... Korkaklık kadar cesareti, hainlik kadar kahramanlığı, cehalet kadar bilgeliği, işbirlikçilik kadar özgürlüğü iç içe yaşayan bir halk... Bu Newroz’da özgür olmakla devlet olma arasında bir ilişki olmadığını ispatlamak için sokağa çıkan bir halktı Kürtler... Ve bu yılki Newroz, Kürt hareketinin artık niteliksel bir dönüşüme uğradığının da işaretleriyle dolup taştı...
ANF