BRÜKSEL - Kürt halk önderi Abdullah Öcalan, Kürt sorunun artık uluslararası alanda Kosova sorunu gibi ele alınacağını ifade etti. Öcalan ayrıca AKP’nin Kürt sorunu paketlerini de “savaş paketi olarak nitelendirdi.
Öcalan, Kürt sorununun Güney Kürdistan’a düzenlenen operasyonun ardından uluslararası alanda daha güçlü gündeme geleceğini kaydederek “Kürt sorunu uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Kosova gibi, Kıbrıs gibi, Filistin gibi hatta onlardan da daha önde, daha büyük bir uluslararası sorun düzeyindedir. Bu sorun artık bunlar gibi ele alınacaktır" dedi.
AKP'NİN PAKETİ SAVAŞ PAKETİDİR
Öcalan bu haftaki görüşmesinde AKP’nin Kürt sorunu konusunda hazırladığı pakete de sert eleştiriler yöneltti. Edinilen bilgilere göre Öcalan AKP’nin paketlerini “savaş paketi” olarak değerlendirerek şunları kaydetti: "Ekonomik paket ekonomik savaştır, siyasi paket siyasi savaştır, psikolojik paket psikolojik savaştır. Bunlar, ekonomik savaş, siyasi savaş, psikolojik savaş yürütüyor. Psikolojik paketle beş yüz bin kişilik orduyu Kürtler üzerine sürüyorlar. AKP bu sorunu ordu ve polisle mi çözecek? Ekonomik paket adı altında bölgeye yatırım yaptığını iddia ediyor, holdingler kuruyor. Diyarbakır'da Dubai tarzı yerler yapacaklarını söylüyorlar. Kredi vererek bir günde, üç günde holdingler kurduruyorlar Diyarbakır'da Ağrı'da, Kars'ta, Bitlis'te holdingler kurduruyor, ilginçtir bunların hepsinin merkezi de İstanbul'dadır. Aşiretleri böyle holdingler şeklinde modernleştiriyorlar! Siyasi pakette, belli aileler, aşiretler holdingleştiriyor, amaçları da Kürtleri bunların etraflarında toplayarak küresel sermayeye bağlamak. Düğünler yapıyorlar, gelinin boynuna elli kilo altın takıyorlar. Kim bunları yapıyor, yaptırıyor, bunları bu hale getiriyor? Ama halk aç. Küresel sermayeyle insanları denetim altına alıyor. İnsanları açlığa mahkûm ediyor sonra mikro makro kredilerle kendilerine bağlıyorlar Belli aileler üzerinden yapıyorlar bunu. Kürtleri aşiretçilik, devletçilik, şimdi de parayla bağlamaya çalışıyorlar. Mardin'de Urfa'da, yarı Kürt yarı Arap aşiretlere dayanıyorlar. Siirt'te de yarı Kürt yarı Arap aşiretlere dayanıyorlar. Bunlara dayanıyor ancak halka gerçek bir çözüm sunmuyor. Diyarbakır'daki işsizlik sorununu çözeceklerini söylüyorlar, Diyarbakır'ı kurtaracaklarını söylüyor, bu şekilde halkı kurtaramazlar. Hiç kimse mikro-makro kredi ile Diyarbakır'ı kurtaramaz. Diyarbakır'ı ancak Diyarbakır halkının kendisi kurtarır. Yine Urfa için de ekonomik sorunlarını çözeceklerini söylüyorlar. Dünyanın en büyük işsizlik sorunun olduğu yerlerden biridir Urfa. Küresel sermayeye, bilmem hangi holdinge gel şurada işyeri kur diyorlar, onlar da gelip oradaki toprakları satın alıp işyeri kuruyorlar, birkaç Kürdü de orada karın tokluğuna, köle gibi çalıştırıyorlar. Bunlar büyük bir kandırmacadır.
MEDENİYETLER UZLAŞISI
Öcalan, devamla şunları ifade etti: "Bütün bunları bilmeden nasıl siyaset yapabilirsiniz? Kiminle nasıl ne amaçla ilişki kurduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Türkiye için demokratik Cumhuriyeti önermiştim, yine öneriyorum. Huntington Medeniyetler Çatışması tezini dile getiriyor. Medeniyetlerin sürekli çatışma halinde olduğunu belirtiyor. Hatta Hegel, medeniyetlerin çatışması tarihine 'Kanlı mezbaha tarihi' diyor. Ben ise bunun doğru olmadığını söylüyorum. Evet bazı kültürler zaman zaman çatışma halinde olabilirler ancak bu tez olarak doğru değil. Sadece İslam-Batı şeklinde de ele alınamaz. Beş bin yıllık medeniyet tarihi var. Bu durumda demokratik uygarlıklar tarihi var. Ben beş bin yıllık demokratik medeniyet tarihini taa Sümerlerden bu yana ele alıp getiriyorum. Bütün bunları inceliyorum. Tüm bildiklerimi incelediklerimi yazsam yüzlerce cilt olur. Kültürler, medeniyetler uzlaşabilir, ben medeniyetler uzlaşısı diyorum."
4 PARÇA İÇİN ÖZGÜR KÜRDİSTAN
Öcalan, Kürtler içinde şu öneriyi yaptı: "Kürtler için de Demokratik Medeniyet Uzlaşısı diyorum. Benim için 'Bağımsızlıktan vazgeçti' diyorlar. Günümüzde tam bağımsız hiçbir ülke yok. Bu nedenle özgürlükten bahsediyorum. Ülke sınırlarını kabul ediyorum, ulus-devleti aştım, medeniyetler uzlaşısından bahsediyorum. Bakunin gibi devleti de reddetmiyorum. Devletin halkın hizmetine sunulmasını ve demokratikleşmesini ve bu yönde evrilmesi gerektiğini savunuyorum, devleti yeniden tanımlıyorum. Sahte vatan kavramından bahsetmiyorum, ülke kavramını kullanıyorum. Bağımsızlık kavramı çok değişti. Artık hiçbir ülke tam olarak bağımsız değildir. Ülkelerin ilişki düzeyleri tarzları çok değişti, bundan dolayı özgür Kürdistan demek daha doğru olur, dört parça için Özgür Kürdistan diyorum."
DEMOKRATİK CUMHURİYET KONGRESİ
Kent Meclisleri'ne de değinen Öcalan, "Kent Meclisleri sadece Kürt illeri için değil bütün Türkiye için Edirne, Trakya gibi yerlerde de oluşturulabilir. Eğer tabandan bir demokratik komünalizm örgütlenmesi gerçekleştirilebilirse başarı sağlanabilir. Alternatif olarak her ilde Kent Meclisleri kalabilir. Demokratik Cumhuriyet Kongresi etrafında Türkiye'deki demokratik güçler bir araya gelebilirler" dedi. Öcalan, şöyle devam etti: "Demokratik Siyaset'te daha fazla çalışılabilir. Demokratik güçler inanıyorum ki eğer Demokratik Cumhuriyet Kongresi etrafında bir araya gelip inançlı bir şekilde çalışırlarsa yüzde on, yüzde yirmilik barajı bile aşarlar. Bana demokratik siyaset imkanı verilse altı ayda yüzde yetmişlik oy alırım. I. ve II. Cumhuriyet kavramları var. Ben III. Cumhuriyet kavramını doğru bulmuyorum. Başka kavramlar kullanılabilir. Ben Demokratik Cumhuriyet diyorum, bu kavramı kullanıyorum."
30 YILLIK SAVAŞ PERİNÇEK, SELÇUK VE ALEMDAROĞLU’NU TASFİYE ETTİ
Perinçek, Selçuk ve Alemdaroğlu'nun gözaltına alınma zamanlarının ilginç olduğunu söyleyen Öcalan, " İlginçtir, Cheney Türkiye'ye gelirken Doğu Perinçek, İlhan Selçuk, Alemdaroğlu gözaltına alınmışlar. Zamanlaması ilginçtir. İşte Ergenekon son otuz yıllık savaşın geliştirdiği ve deşifre ettiği, kendi içinde tasfiye ettiği kesimdir. 60 yaşına gelmişler saçları, sakalları beyazlamış, düştükleri hale bakın, polis gözetimindeler. 60 yıllık solcu bu hale nasıl geldi hâlâ anlayamıyorlar. Bunların sırtını dayadıkları yerlere ne oldu? Ben de burada İmralı'dayım ama arkamda halk desteği var ve ben teslim olmadım, hiç kimseye teslim olmadım. Arkamda da halk desteği var, halkım için mücadele ediyorum" şeklinde konuştu.
HERŞEYİ İNGİLİZLER PLANLIYOR
Savaşın önüne geçmek için Demokratik Cumhuriyet'in gerekli olduğunu ifade eden Öcalan, şunları vurguladı: "Bizi bu şekilde suçlayamazlar. Demokratik siyasetin neden gerekli olduğunu yeterince açıklıyorum, bunun tarihsel nedenlerini, bunun felsefi temellerini, daha başka nedenlerini yeterince ortaya koyuyorum. Savunmalarımda da bunları yeterince açıklıyorum. Demokratik Cumhuriyet savaşın önüne geçmek için de gereklidir. Emperyalizme karşıyız diyorlar ya, o halde bunları iyi anlamalıdırlar. 1926'da Musul-Kerkük kaybedildi diyorlar, niçin kaybedildi, kimse bunu dile getirmiyor. Bu İngilizler'in planıydı. işte muharebe, zafer falan kazandık diyorlar, öyle büyük zaferler falan yok ortada. İngilizlerle yapılan görüşmeler sonucu Cumhuriyet kurulmuştur. Aslında anlaşma 1922'de sağlanmıştır. Bunu yalnız ben söylemiyorum, Mahir Kaynak, Yalçın Küçük de bunları dile getiriyor. İngilizler taa 1500'lerde 16. yüzyılda dünya imparatorluğuna soyunmuştur. Sonraları Osmanlı sultanlarıyla diyaloga geçmiş, onları Ruslara karşı da korumuştur. Rusya ile Mustafa Kemal'in ittifakı İngilizlerin planlarında açılmış bir gediktir. İngilizler her şeyi planlıyorlar. Mustafa Kemal'i Çankaya'ya hapsediyorlar. Etrafını ittihat ve terakki kadroları sarmışlar. Bilinenlerin tersine İnönü Mustafa Kemal'den daha etkindi. İsmet İnönü ve ona yakın olanlar İngiliz yanlısıdırlar. O zaman Mustafa Kemal'i de kuşatıyorlar, Mustafa Kemal'in Kürtlerle diyalogunu kesiyorlar. Şeyh Sait İsyanı başlatılıyor, aslında bu bir provokasyonla gelişmiştir. Bu provokasyonla Mustafa Kemal de oyuna getirilmiştir. O dönem provokasyon şeklinde üç olay gelişmiştir. Bir Mustafa Suphilerin olayı, iki Menemen olayı, üç Şeyh Sait olayı. Her birisi bir şeye karşı olarak gelişmiştir: Mustafa Suphiler olayıyla sosyalistlerle, Menemen olayı ile Müslümanlarla, Şeyh Sait olayıyla da Kürtlerle diyalogu kesmişlerdir. Böylece Mustafa Kemal'i Çankaya'ya hapsedip etrafını da ittihat terakkiden güçlü bir kadroyla sardılar. Mustafa Kemal bu durumdan sonra Çankaya'da daha çok edebiyat ve tarih çalışmalarıyla sınırlı kalmıştır. İngilizler Napolyonu da tasfiye ettiler. Napolyon nasıl ömrünün sonuna kadar Elbe ve St Helena Adalarına hapsedilmişse, Mustafa Kemal nasıl Çankaya'da hapsedilmişse ben de İmralı'ya hapsedildim."
M. KEMAL'İ ÖVMÜYORUM
"Aleviler konusunda da Dersime özgü bir sürü araştırma yapılabilir. Seyit Rıza vaktinden evvel gece vakti neden hemen idam edildi, Mustafa Kemal'e ulaşılması engellendi neden engellendi, kim engelledi? Bunların araştırılması lazım" diyen Öcalan, şu değerlendirmeye dikkat çekti: "Bunları söylerken Mustafa Kemal'i övmüyorum. Gerçekleri ortaya koyuyorum. Mustafa Kemal'in olumsuz yanlarını da eleştiriyorum. Mesela 1930'larda ittihat ve terakki kadrosunun etkisine girmiştir. Kendini korumak için Türkçülüğü geliştirdi, aslında bunu tek başına Mustafa Kemal'e yüklemek de doğru değil, etrafındaki kadrolar etkili oldu. Mustafa Kemal'i örnek almıyorum, bilimsel değerlendiriyorum. Mustafa Kemal rasyoneldi. Rasyonalite dediğimiz görüş çerçevesinde hareket ediyordu. Biz 1920'leri günümüze aynı şekilde uyarlayalım demiyorum ama daha değişik, daha demokratik bir tarzda uyarlamak gerekiyor."
FİNANS KAPİTALİ YÖNETİYORLAR
Öcalan, küresel sermayeye ilişkin de şunları söyledi: "Son dörtyüz yıldır para çok daha önem kazanmıştır. Yahudiler halkları birbirleriyle çatıştırma üzerinden dünyayı yönetiyor. Önce bu ideolojilerini Almanlara aşıladılar. Yani Hitleri de Yahudilerin ideolojisi yarattı. Kan bağı, soy bağını onlar yaratmıştı, Hitler onların eseridir. İlk Türkçülük hareketinin başında da Yahudiler vardır. İlk Türkçülüğü onlar geliştirmişlerdir. Kürtlerle de ilgilendiler. Taa yüz elli yıl önce bazı önde gelen Kürt aileleriyle ilişkiye geçtikleri biliniyor. Parayla her şeyi yapabilecekleri düşüncesindedirler. Küresel sermayeyi de ellerinde tutuyorlar. Finans kapitali yönetiyorlar. Bütün bunları anlamadan Kürt sorununu anlayamayız, Türkiye'deki olayları anlayamayız. Yoksa onlar çatıştırır, biz de çatışır duruma düşeriz. Saddam gibi, halklar birbirine karşı kırdırtılır. Sağ-Sol, Alevi-Sünni, Kürt-Türk herkes birbirini öldürür. Onlar bu konumlarıyla küresel sermayeyle dünyayı yönetiyorlar, biz de birbirimizi öldürmekle."
GELİP BENİMLE GÖRÜŞEBİLİRLER
Öcalan, devamla şu tespiti yaptı: "Bu son operasyonlarda da Türkiye'ye insansız uçaklarla yardım ettiler. Bunlar aslında yardım falan etmiyorlar, daha çok çatışmamızı istiyorlar. Bu sorun bilmem ne kadar bomba atmakla çözülmez. Bunu defalarca dile getirdim. Ayrıca her bombalama yüz milyon dolara mal oluyor. Geçen gün Kâzım Karabekir'in kızını radyodan dinledim, babası ve yakın arkadaşları tasfiyeden, birbirlerini öldürmekten kıl payı dönmüşler. Daha sonra yine devlet içerisinde yer aldılar." "Böyle zıtlıklar bile uzlaşabiliyorsa bu sorun da uzlaşıyla çözülebilir" diyen Öcalan, diyalog çağrısını bu hafta da yineledi: "Gelip benimle görüşebilirler, benimle görüşmüyorlarsa seçilmişlerle görüşebilirler. Onlar Kürt değil mi, siyasetçi değil mi? Bu sorun böyle çatışmalarla çözülmez. Ben, İngilizler ve Amerika kadar akıllı olalım diyorum. Aksi halde onlar dünyayı yönetir biz de burada eşek gibi birbirimizi öldürürüz." Öcalan, çözüm için de şu öneride bulundu: "Türkiye için demokratik cumhuriyeti öneriyorum, kanlı çözümü değil, demokratik siyasi çözümü geliştiriyorum. Bunun için demokratik siyaset önemlidir diyorum. Bugün yaşananlar 1908'de, 1910'da yaşananlara benziyor, II. Meşrutiyet dönemine benziyor."
TÜRKİYE'DE İKİ KLİK VAR
Türkiye'deki klikleri değerlendiren Öcalan, "Türkiye'de iki klik var, bu iki klik çatışıyor. Bu iki klik, 2002'de bir araya geldi, Deniz Baykal'la Erdoğan anlaştılar, aralarında bir ittifak oluştu, ancak yürümedi, tutmadı. Bu bir iktidar, rant kavgasıdır. Devlet demek iktidar, rant paylaşımı demek. Çünkü her ikisinin beklentileri çok farklı, yürümez de bu ilişki. MHP ise ortada duruyor. Her iki tarafa da oynuyor, bazen o tarafa bazen bu tarafa kayıyor, bu politikaları belki de kendilerinin tasfiyesine neden olur, belki de üste çıkarır bilemiyorum. Eskiden bu iki klik arasında bir denge vardı, şimdi ılımlı İslam dedikleri model ya da kesim, devleti ele geçiriyor, bunları öyle küçük görmemek lazım, büyük sermayeleri var, bilim adamları var, devlet içinde kadroları var ve arkalarında da küresel sermaye var. ABD onları destekliyor" diye konuştu. "Bu şekilde Finans Kapital Türkiye'yi kendilerine bağlamıştır" diyen Öcalan, şunları söyledi: "Sadece yılda bilmem 100 milyar dolar faiz ödüyorlar. Bu korkunç bir şey. İttihat terakki'nin, Enver paşa'nın yaptıklarını biliyorsunuz. CHP MHP tam ittihat terakki çizgisinde çalışıyor. Kıvrıkoğlu Yalman ekibi biraz Kemalisttiler. Onlar bu tehlikeyi anladılar geri çekildiler. Mustafa Kemal'i anlamıyorlar. Mustafa Kemal'e saygıları yok. Mustafa Kemal de bu yolu seçseydi, bugünkü gibi Türkler kalmazdı hatta Kürtler de etkilenirdi. Mustafa Kemal rasyonel davranarak ancak bu kadarını yapabildi. Mustafa Kemal olmasaydı bugün ne Türkler bu şekilde olurdu ne Kürtler böyle kalabilirdi."
İLAHİYAT AKADEMİSİ KURULMALI
Öcalan, Urfa'ya yönelik önemli açıklamalarda bulundu: "AKP, benim fikirlerimden yararlanıyor, yararlanmaya çalışıyor ama çok sahtekar davranıyor, çıkarcı davranıyor. Küresel sermaye ile birlikte hareket ediyor, bir de yaptıklarının içine biraz din iman yerleştirip halkı kandırmaya çalışıyor. Daha önce söylemiştim. GAP'ın suyu neden sadece Harran'a gidiyor? Harran, Harun'dan geliyor. Harun Hz. İbrahim'in kardeşidir. Yahudiler de kökenlerini Harran'a dayandırıyorlar. Daha öncede söylemiştim, neden bu su sadece Harran'a gidiyor diye sormak lazım. Bu projenin arkasında İsrail var. İsrail'in talimatıyla GAP'ın suyu bir kanalla sadece Harran'a götürülüyor, Viranşehir, Ceylanpınar, Suruç, Bozova susuz bırakılıyor. Ahmet Türk sormuyor mu bunu? Ahmet Türk'ün Ceylanpınar'da arazisi var. Neden benim arazime su gitmiyor diye sormuyor mu? Siyasetçi olduğu için söylemiyorum, ziraatçi olduğu için söylüyorum, kendi çıkarları zedeleniyor burada. Bunların nedenleri iyi araştırılmalıdır. Urfa toprakları on milyon insanı doyurur ama şimdi dünyanın en çok işsiz barındıran şehri. Nasıl olur da bu duruma gelir. Bir köylü kafasıyla bile insan bunu algılayabilir, biraz düşününce. Kimse halkı kandırmaya kalkmasın. Diyarbakır'da demokratik siyaset akademisi kurulmalıdır demiştim. Bunun gibi Urfa'da demokratik siyaset ve ilahiyat akademisi kurulmalıdır. İlahiyat akademisi diyorum, Urfa peygamberler diyarıdır, biliyorum Urfa halkı inançlıdır, din doğru öğrenilmelidir. Bunun için bir İlahiyat Akademisini oraya kurabilmeliler. Zaten üniversitelerimiz yok. Üniversiteler bu işi yapmıyor. Din nedir? Gerçek din/ler araştırılsın. Günümüze kadar kaç peygamber gelmiş, nerelere gelmiş, bunlar araştırılmalıdır. Ben de dini taa Hz. İbrahim'den alıp günümüze kadar getiriyorum, çözümleme yapıyorum, bu koşullarda araştırıyorum. Rahşan, Ecevit'i uyarmıştı, Harran'daki topraklarımızı Yahudiler satın alıyor, ülke satılıyor diye. Ecevit biraz yurtsever demokrattı, durumu üstü kapalı şekilde Rahşan'a izah ediyor. Bugün İsrail, operasyonlarda Türkiye'ye askeri yardım yapıyor, işte insansız çalışan uçaklar, askeri malzeme alımı konusunda destek çıkıyor, bunlar taa o zamanki anlaşmaların sonucu. Aslında bunlar yardım değil, halkı birbirine karşı savaştırmaktır."
SİYASET OKULU ŞART
Siyaset okulunun önemine bu haftada değinen Öcalan, şu değerlendirmeyi yaptı: "2000'ler den beri siyaset akademisinin gerekliliğinden söz ediyorum. Bu önemli bir konudur. Demokrasinin ve siyasetin anlaşılabilmesi ve gelişebilmesi için bunun gerektiğini söylüyorum. Bunu da boşuna önermedim. Siyaset felsefesini anlayabilmek için böyle bir okul şart. Eğer gelişmek isteniyorsa, başarılı olunmak isteniyorsa, bir siyaset okulu şart. Ben burada siyaseti, siyaset felsefesini bildiğim için, bu nedenle bu kadar güçlü durabildim. Her şey benden beklenmemeli. Herkes siyasette çok uyanık, dikkatli olmak zorunda, çok zeki hareket etmelisiniz. Güçlü durabilmek ve başarılı olabilmek için siyaset felsefesini bilmeniz, iyi anlamanız gerekiyor. Boşuna bunları önermiyorum, eğer bunları yapmıyorlarsa kendilerini ve halkı kandırıyorlar. Halkımın kandırılmasını asla kabul etmem ve buna izin vermem. Kimseyi kandırmasınlar, diğer partilerin bile MHP'nin, CHP'nin, AKP'nin siyaset okulları var, bu yasal bir şey. DTP de bunu geliştirebilmeli."
DEMOKRATİK SİYASET ÖĞRENİLMELİ
"DTP'ye açılan kapatma davasında DTP'nin benim talimatlarımla kurulduğu iddia ediliyor" diyen Öcalan, devamla şunları söyledi: "Benim burada ne konuştuğumu herkes biliyor, devlet de biliyor. Ben demokratik siyaset önemlidir, diyorum. Bu, Kürt-Türk savaşının önüne geçilmesi için hayati bir şeydir. Evet ben, siyaset yapılsın, demokratik siyasetin önü açılsın diyorum, bu talimat değildir. Demokratik siyaset, savaşın önüne geçmek, demokratik bir çözüm için gerekiyor. Herkes, demokratik siyaseti iyi öğrenmelidir, iyi anlamalıdır. Demokratik bir çözümün yolu, Kürt-Türk savaşının önüne geçmenin yolu siyaset sanatını doğru icra etmekten geçer. Demokratik siyaset değil de savaş mı istiyorlar? Zaten beşyüz bin kişilik bir orduyu Kürtlerin üzerine sürüyorlar. Her gün savaş, bunu mu istiyorlar? Bu iddialara karşı cevap olarak diyorum ki iddia sahipleri de demokratik siyaseti öğrenmelidir, demokratik siyaseti herkes öğrenmelidir."
HERKESİN NEWROZ'UNU KUTLUYORUM
"Finans Kapitale karşı Anti tekel bir anlayışla örgütlenilebilir. Kadınlar da bu örgütlenme içerisinde yer alabilir, almalıdır" diyen Öcalan, "Collingwood kadınlar için Sömürge Ulus: Kadınlar, diyor. Doğrudur, benim yaptığım tespiti yapmış. Dünya Sistemi kitabında da bazı ipuçları var, bazı tespitler var. Kadın özgürlüğü çok önemli, kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez. Özgürlük temelinde çalışmalarına devam edebilmeliler. Aydınlar da demokratik siyasette yer almalılar" dedi. Halkın Newroz'unu kutlayan Öcalan, "Eski Kürt Parlamenterler Osman Silêman ve Istız Osman eski birer dost ve çalışandır. Istız Osman yaşlıydı, değerli biridir, ikisi için de başsağlığı diliyorum. Herhalde Newroz coşkulu geçiyor. Dört parçada ki halkımızın, kadınların ve herkesin Newrozu'nu kutluyorum" şeklinde konuştu.
ANF