İSTANBUL - Yönetmen Reis Çelik Kürt illerindeki savaşı konu edinen “Işıklar Sönmesin” ardından Deniz Gezmiş’leri konu alan “Hoşçakal Yarın”la toplumsal olaylara el atan bir yönetmen. Çelik, bu filmlerle sinemada önemli bir yer edindi. Daha sonra “İnat Hikayeleri”yle devam etti sinemacılığına ve şimdi yeni bir toplumsal konuya el atıyor: Mültecilik. Vizyonda olan ‘Mülteci’ filmiyle mültecilik konusunu irdeleyen Çelik’le filmi, mülteciliği, toplumsal sorunları konuştuk.
- Neden ‘mültecilik’ meselesi?
- Çok açık değil mi? Kapitalizmin, emperyalizmin kendi ülkelerinde, dış ülkelerde yarattığı sistemler mülteciliğin doğmasına neden oldu. Bu yüzden kendi ülkesinde mülteci olan insanlarda var, dışarı gidip mülteci olan insanlarda var, bunun ikisini iç içe anlatmayı planladım.
- Türkiye birçok sorundan dolayı çok kişi yurtdışına çıktı, mülteci oldular. Siz bu sürgünü nasıl görüyorsunuz?
- Şöyle bakmak lazım: Eğer siz stratejik ve siyasi amaçlarınız için bir ülkenin siyasetiyle oynarsanız, insanların yerleri, yurtlarıyla oynarsanız, ülkelerinde kaynaklarını sömürüp kendi ülkelerine taşıp kendiniz için zenginlik kurarsanız, bu kaynakların ve oyunların içine düşmüş insanlar bir gün kapınızı çalar. O kapı çalındığında da bu mültecilik kampları, mültecilik sorunları ortaya çıkar. Ve bu da giderek yükselen günümüzde dünyanın en büyük problemi olacak; yakın tarihte de dünyayı kaosa çevirecek ana problemin bu olacağına inanıyorum.
- Oyuncuları nasıl buldunuz?
- Almanya’dan başladım. Luk Piyes benim için önemliydi, mahsun bir insanı canlandıracak, siyasi ve olayların içinde olmadan o karakteri anlatacak bir yüzdü. Köln’de festivalde tanıştım ve onu ana karakter olarak seçtim. Sonra diğer arkadaşları seçtim. Örneğin Derya Durmaz hem oyuncu, hem Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliğinde gönüllü çalışan, mülteciliği biliyor. Diğerleri doğal insanlardır. Almanya’daki insanlar, garsonlar, orada çalışanlar, mülteci olmuş insanlar.
- Filmi nerelerde çektiniz?
- Alman Köln, Nünberg, Findowf, Kırıklareli ve Kars Ardahan’da.
- Kamp nerede kuruldu?
- Kamp Almanya’daydı, Almanya’da başladık, sonra Almanlar bizi kovdu, Kırıklareli’de devam ettik. Herhalde baktılar bu hikaye onları biraz rahatsız edecek bizi kovdular, ama başka gerekçeler gösterdiler. Kırıklareli’ye geldik.
- Filmde Kürtçe, Türkçe ve başka lisanlar var…
- Yedi dil var. Bunları mülteciliğin temeli olarak ele almak zorundayız. Mülteciliğin ne bir dili, ne bir dini, ne bir ırkı, ne bir siyaseti vardır. Mülteciler hepsi eşit anlamda mülteci, hepsi eşit anlamda sorunlardan etkilenen insanlardır.
- Filmde ağa var, polis var, gerilla var. Nasıl yorumluyorsunuz?
- Denklemler açısından bakmak gerek. Ağa, Anadolu’nun yapısını, kökünü anlatan bir simgedir. O yerleşik topraklarda binlerce yıldır orada yaşayan insan topluluğunu temsil eder ve onun yerinden oynatılmasını ve çeşitli olaylara alet edilmesini sağlamaya çalışan bir sistemin; onu kullanmaya başlamasıyla ortaya çıkan gelecek anlamda gördüğümüzde Şivan’dır, Şivan’ı (Ağa’nın oğlu) kullanmaya başlar. Sonra da onun hikayesi başlar. Asıl Balaban’ın oynadığı karakter ‘Nakkaş’ bir felsefeyi anlatır. Yani insanın günah işlemeye başlayarak ağırlaştığı ve uçma yetisini kaybettiğini anlatır ve çocuğun filmin finalinde kendisinin ‘evet benim günahım yoktu demek uçabilirim’ kavramına getirdiği yoluculuktur. İnsanlığı sorgulan bir hikayedir aslında. İnsanlığın günahlarıyla, insanoğlunun, kapitalizmin yarattığı günah kavramının insanları hangi sonuca getirdiğinin hikayesidir.
- Filmden ‘iş yapma anlamında’ ne bekliyorsun?
- Ne yazık ki üzüntülüyüm bu konuda. Çünkü ‘Işıklar Sönmesin’, ‘Hoşçakal Yarın’ı çektiğim zamanlar, insanlar polis yasaklarına rağmen kapıları zorlayıp büyük kitleler halinde bu filmleri izliyorlardı. O da kalmadı, çünkü dejenerasyon onları pasifize etti, sisteme yedirdi. Artık televizyon dizileri ve sinemalarda oynayan içi boşaltılmış olan kavramlarla, insanlar bu tür şeylere meyletmiyor. Ama şunu da görüyorum, insanlar eylenmek istiyorlar çünkü gerçekten kaos bir toplum yaşıyoruz, her şey problem olan bir toplumda yaşıyoruz, böyle bir dünyada yaşıyoruz. Ama insanların bu kadar sosyal konulara duyarsız kalacak şekilde gelişimi çok endişeyle karşılıyorum. Çünkü dünya kapitalizminin yaratmak istediği insan prototipi duyarsız, ilgilisiz sadece çalışan, kredi kartıyla ödeyen, televizyona ne izleneceğini yukarıdan belirlenmiş bir insan, robot insan prototipi yaratılmıştır şuan kapitalizmde. Kapitalizmin yarattığı tip budur. Bakıyorum, gerçekten ince bir sinema sanatını uygulayan ve içinde bir şeyler taşıyan filmlerin seyircisi de kayboldu. Onun içinde film için endişeliyim. Halkımızın kalkıp da aman bu mültecilik konusu bizim de başımızda vardır deyip izlemesi biraz zor görünüyor… Düşünün her evde bir mülteci vardır Türkiye’de, ama her evden bir kişi buna ilgi duyacağını hiç zannetmiyorum. Acı ama gerçek bu.
MÜLTECİ’NİN ŞIVANI LUK PİYES:
“Ayşe Polat’ın “Dikkat” filminde oynamıştım. Filmin galasında Reis bey beni gördü. Görür görmez geldi, ‘Şivan sensin’ dedi. Ben daha projeyi biliyorum, ‘tamam’ dedim, senaryo geldi. Benim böyle bakıyorum: Filmlerle ne kadar mesaj verirsek o kadar mutlu oluyorum. Bu benim için önemli. İnsanların hedefi, sanatçıların özelikle mesuliyeti var: İnsanlara her zaman yararlı bir şeyler yapmak, problemlere değinmek, toplumdaki sorunları yansıtmak. Bu projede bir bütün oldu. Bu proje de kendi ülkesinde mülteci olan insanlar var, bu filmde de bir genç yurt dışına çıkıyor mülteci oluyor. Yurt dışında demokrasiyi öğreten ülkeler, hatta bizim ülkede bile belki demokrasi üzerine ahkam kesenler bu soruna neden oluyorlar. Bu film hoşuma gitti. Ayrıca Şivan karakterinde hem Kürtçe olsun, hem o tarafın insanları olması, birde Reis beyle çalışmak hoştu. Reis bey oyuncuyu serbest bırakıyor.
Senaryoyu gördüğümde buna çok şey katacağıma inandım. Çünkü bende Almanya’da sosyal danışman olarak çalıştım, konu da bana yakın. Çok mutlu oldum projenin içinde olmaktan. Çok farklı, samimi, tamamen ticari olmayan bir iş çıkardık. Böyle işler çok olmalı ki gençleri eğitelim, yoksa yozlaşma nereye kadar?
Şivan’ın sürekli, istisnasız saf duygulara sahip olmasını çok sevdim. Çok çok saf. Hiçbir şekilde kendisini kirletilmesine de izin vermiyor Şivan. Çünkü bugün etrafımızda, kirli, kirli insanlar, kötülük olduğu için kirlenmemeye karar vermiş, karar kılmış bir çocuk en sonunda kafayı yer. ***
Künye:
İsim: MÜLTECİ
Yönetmen/Senaryo: Reis Çelik
Oyuncular: Luk Piyes, Balaban, Halil Ergün, Derya Durmaz, Necmettin Çobanoğlu, Yüksel Arıcı, Ali Tatal, Numan Acar, Lukas Tiehele, Şakat Tan,
Müzik: Kalan Müzik
Görüntü Yönetmen: Reis Çelik
Sanat Yönetmeni: Numan Acar, Burca Karakaş, Ekrem Çelik
Dili: Türkçe, Kürtçe, Almanca
Süre: 104 Dakika
Yapım Yılı: 2007-2008
ANF