BEHDİNAN - Gerillalar, bugüne dek sorunun
çözümü tartışmalarında adları ‘Gece karanlığından faydalanarak kaçan
teröristler, dağdan inmeye hazır olan dağdakiler, hain bir pusuyla karşımıza
çıkanlar, her gün bölüp bölüp bölünenler, kafile kafile kaçanlar. Dağda kalmak
istemeyenler, pişman olanlar, onar onar mı gelsin, yüzer yüzer mi gelsin diye
karar kılınamayanlar, dağa çıkınca sorun inince de sorun olanlar, gelsin de
gelirse nerede kalacağı kararlaştırılamayanlar, Türkiye vatandaşları gelirse
arkada kalması endişe veren Suriye Irak İran uyruklu olanlar…’
Onlar aslında PKK’nin 30 yılı aşkın mücadelesinin yarattığı, milyonların yeni
bir yaşam ve kurtuluş olarak sarıldığı, kültürel kazanımların ve demokratik
siyaset tarzının öncü kuvveti ve prototipi durumunda. ‘Gerilla toplumsallığı ya
da topluluğu’ diyebileceğimiz bu kuvvet sorunun çözümü aşamasında da barışılması
gereken öncü toplumsallık, sakınılması gereken örgütlü ve donanımlı öfke, ikna
edilmesi gereken aldatılmış bir halkın temkinli temsilcisidir. Bu bakımdan
çeşitli siyasetçi ve aydınların sosyolojik bir değerlendirmeden kaçınarak,
konunun ötesinde tutup talileştirdiği, kriminal bir vakaya indirgediği ‘gerilla’
tartışması kocaman bir yanlıştır.
Gerillaya yanılgılı yaklaşım devletçi
zihniyetin yarattığı yanlış rol tanımından ileri gelmektedir. Bu anlayışa göre
gerilla belli amaçlar için örgütlenmiş bir organizasyonun silahlı gücüdür. Bu
açıdan Kürt sorununun çözümünde gündeme gelen tartışmaların bir durağı olan
‘silahların susması’ meselesinin peşi sıra gerilla gücünün ne olacağı sorusu
sorulmakta ve gerillanın ‘indirilmesi’ tartışma konusu olmaktadır.
Gerillanın silahlı bir güç olduğu doğrudur. Ancak gerilla silahlı ve
savaşan bir güç olmasından daha çok öncü bir toplumsallık ve ideal olanın –ya da
gerillanın ve Kürt halkının deyimiyle yeni yaşamın- kurumsallaşmasıdır. Yani
gerilla daha çok siyasal, sosyal, kültürel ve ideolojik bir örgütlenmedir. Bu
yaklaşım aslında yalnızca PKK deneyimi açısından değil diğer devrim
deneyimlerinde de öncü parti öncü örgütlenme adı verilen devrim teorisinin bir
gereğidir.
NASIL YAŞANILACAK?
PKK’de bu devrim teorisi reel
sosyalizme dönük eleştiriler paralelinde yeni ve çok daha özgün bir hal kazansa
da öncü örgütlenme PKK’de yaşam bulmaya devam etmektedir. Toplum için bir
kurtuluş olan ideolojinin, bunun temel paradigmalarının nasıl ete kemiğe
bürüneceğini daha basit bir anlatımla ‘nasıl yaşanılacağı’nı sorusunu öncü
militanlardan ya da kadrolardan oluşan parti sistemi içerisinde somutlaştırarak
yanıt arar. Yani ‘yeni yaşam’ parti bünyesi içerisindeki giderek bir
toplumsallık haline gelen sistem içerisinde yaratılır. Bu aynı zamanda partiye
yeni toplumun bireylerini yaratma imkanı da sunar. PKK’nin reel sosyalizm
deneyiminden çıkardığı en temel sonuçlardan biri de yeni toplumun bireylerini
yaratma işi bu bakımdan belli denemelerle somut gerçeklik içerisinde şekil
bulur.
PKK açısından gerilla aynı zamanda yeni toplumsal modelin
örgütlenme biçimidir. Daha somut ifade edersek eğer PKK’nin öngördüğü Demokratik
Ekolojik Toplum paradigması, bu paradigma içerisinde yaşayan toplumsallığın adı
olan ‘demokratik komünalite’ gerilla örgütlülüğünde adım adım yaratılmaktadır.
Gerilla bu toplumsallaşmanın bir bireyi olarak çoktan toplumdan çok daha ileri
bir düzeyde mesafe katetmiş ve daha yoğun mesafe katetmenin örgütsel düzenini
kurmuş, ihtiyaçlarını belirleyip bu ihtiyaçları gidermenin pratik mücadelesini
başlatmıştır. Yani gerilla silahlı bir savunma gücü olmasının yanı sıra
neredeyse hayata dair her şeydir.
GERİLLA KOMUTANLARI
KONUŞUYOR
Gerillaya dair sorularımızı yönelttiğimiz her biri 10 ya da 20
yılı aşkın süreçtir mücadele yürüten gerilla komutanları bize bunları anlatıyor.
HPG Anakarargah komutanı Nurettin Sofi, YJA STAR karargah Komutanı Zozan Çewlik,
HPG askeri konsey üyeleri Şahin Cilo, Zaxo Zagros ve HPG komutanları Tekoşer
Şemzinan, Ali Haydar Dersim, Rızgar Ersi ve görüşlerini aldığımız diğer
komutanları gerillanın anlaşılması için öncelikle dikkat çektiği temel husus
bunlar oluyor. Gerillaya dair yazı dizimize konu olan soruları yönelttiğimiz
gerilla komutanlarına göre gerillanın içinde bulunduğu yaşam düzeninde yeni bir
yaşam yaratılıyor. Bu açıdan dağların da etkili bir unsur olarak özgürleştiri
etkisine değinen gerilla komutanları Kürdistan dağlarının gerillaya kendini
savunma imkanı yaratmasının yanında sunduğu özgür düşünebilme imkanları ve
devlet aygıtının ağır baskıcı sistemi ve onun paradigmalarından yalıtılmış mekan
olmasının yeni bir yaşamın yaratılmasında kolaylaştırıcı faktör olduğunu
belirtiyor.
Gerillanın cezp edici, çekici esas yönünün yaşam tarzı
olduğunu belirten gerilla komutanları halkın 30 yıllık mücadele sürecinde gün
geçtikçe gerilla gibi yaşamaya çalıştığı, gerillayı örnek bir yaşam idolü olarak
gördüklerini belirtiyorlar. Gerillanın yaşamının düzenlenişinde en küçük
detayına kadar hakim olan anlayışın yeni yaşam biçiminin inşa edilmesi olduğunu
belirten gerilla komutanları 25 yılı aşkın bir süredir gerillanın yürüttüğü
silahlı savaşımın kontrol dışına çıkmayışını da buna bağlıyor.
Biz de bu
tartışmalar sonucu gerilla yaşamına dair somut örnekler vererek gerillanın
rolüne tanımına vurgu yapan komutanların anlatımlarından özetle aşağıda
sıraladığımız ortak anektodları çıkarıyoruz
1. PKK’nin silahlı gücü
olarak ifade edilen HPG yalnız başına gerillayı temsil eden güç değildir. Bunun
dışında diğer siyasal sosyal kültürel faaliyetler içerisinde bulunan her ferdin
tanımı gerilladır. Yani gerilla olmak için esas olan silahlı savaşım içinde
olmak değil bu sistemin içinde tanımlanmaktır. Ayrıca PKK açısından dünyanın
dört bir yanında mücadele yürüten militanlar hitaben ‘çalışmalarda gerillalaşma,
gerilla çalışma tarzı vs. türünden tanımlamalarla rol tanımlarının ya da görev
paylaşımının, uyarıların ya da talimatların olduğu çoğu zaman basından da tanık
olunmuştur. Bunlar PKK’nin iç literatürü anlamında da gerillanın rolüne ve
tanımına ilişkin ip uçları sunmakta gerilla ve gerillaşmaya dair geniş bir
yaklaşımı anlatmaktadır.
2. Etkili bir eğitim sistemine sahip olan
PKK’nin HPG olarak tanımlanan meşru savunma gücü de dahil olmak üzere tüm
kurumlaşmalarının yoğun bir ideolojik siyasal eğitim örgütlenmesi göze
çarpmaktadır. Bu eğitim sisteminin çok yönlülüğü dikkat çekici olduğu gibi ders
programının neredeyse yüzde 80’inin ideolojik siyasal konular olduğu açıktır.
Ayrıca bu sistem onlarca eğitim okulu ve akademilerde sürdürüldü gibi günlük ya
da haftalık yaşam düzeni içerisinde de belli zamanları kapsayan
süreklileştirilmiş eğitim çalışmaları ile yürütülmektedir. Bu eğitim sistemi
gerillanın kendisini tanımlamasındaki somut ibarelerdir.
3. Gerilla
birliklerinin örgütlenme yöntemi, işleyiş biçimi ve hareket tarzı askeri
gereklilik kadar ideolojik gereklere göre biçim kazanmaktadır. Örneğin
birliklerin askeri olarak takım manga bölük gibi tanımlarının yanı sıra,
komün-ocak gibi örgütsel topluluklar mevcuttur. Bu birliklerin düzenli eğitimi,
yaşamlarının düzenli tartışıldığı temel eksiklerin ele alınıp eleştiri
özeleştiri denilen yöntem ile tartışıldığı günlük üç günlük, haftalık gibi
çeşitli ve düzenli oturum süreçleri mevcuttur. Tüm bunlarla birlikte ilgi çekici
yön gerilla birliklerinin temel başarı ölçütlerinin yaşamsal unsurlar olmasıdır.
Örneğin emekçilik, fedakarlık, dayanışma, kolektivizm, sorumluluk, ortaklaşma,
bireycilikten uzak toplumsallık, kendini eğitme, mütevazilik vs vs..
4.
Gerillaya dair PKK kaynaklı propaganda çalışmaları iç yazışmalar bile
incelenirse gerillaya atıfta bulunulan övgüler bir askeri birlikten beklenildiği
gibi iyi silah kullanmaları, keskin nişancı olmaları, güçlü olmaları, iyi iz
sürmeleri, gece hareket edebilmeleri, silahlar ve patlayıcılar konusunda uzman
olmaları, vs. değildir. Bu tip değerlendirmelerde de gerillanın kendini yeni
toplumsallığın öncü bireyi haline getirip getirmediği bu yaşamı kendinde ne
kadar somutlaştırabildiği bu düzeyde toplumu ne kadar etkileyebildiği vs
hususlarıdır.
5. Gerilla birlikleri içerisinde komutanlık ölçüleri de
gerillanın tanımına dair ip uçlarıyla doludur. Bu konuda da ölçüler yeni yaşamın
temel değerleri ile kendini donatmadır. Ayrıca HPG sistemi içerisinde bir
gerilla görev almadan önce adına pratik çalışma sürecine gitmeden önce
kesinlikle belli bir ideolojik siyasi eğitim görür ve bu eğitim süreci boyunca
kişinin göreve hazır olup olmadığına dair karar eğitime katılan tüm gerillalarca
alınır. Ayrıca savaş halindeki bir gerilla birliği bile olsa bu birliklerin
toplantılarının temel gündem maddeleri Siyasal sürecin değerlendirilmesi,
ideolojik örgütsel durum vs. gibi başlıklardır.
6. Gerillanın tanımı
açısından en çarpıcı ve en kesin kanıt PKK lideri Abdullah Öcalan’ın
değerlendirmeleridir. Öcalan’ın kitaplar dolusu çözümlerinin çoğunda gerillanın
rol tanımı üzerinde durmakta gerillanın mücadele pratiğinin değerlendirmesini
içermektedir. Tüm bu değerlendirmelere damgasını vuran Öcalan’ın gerillanın
yalnızca savaşan askeri bir güç olarak ele alınmasına dönük eleştirisidir.
Öcalan kimi değerlendirmelerinde gerillanın yalnız başına bir askeri güç,
silahlı bir güç olarak ele alınmasını eşkıyalıkla kıyaslamaktadır. Gerilla
güçleri içerisinde yoğun bir mücadele içine girdiği adına ‘çetecilik’ denen bazı
sapmaların da bu anlayıştan kaynaklandığına dikkat çekmektedir.
7. Halkın
gerillaya yaklaşımı da gerillanın rolünün ve tanımının halk açısından oldukça
net ve açık olduğunun göstergesidir. Örneğin gerillanın faaliyetlerinin yoğunluk
kazandığı, gerillayla yakın ilişki içinde olan kırsal bölgelerdeki Kürt halkının
gerilladan yoğun etkilendiği gerilla ile iç içe geçen bir toplumsallığın içinde
kendini tanımladığı, sorunlarını gerilla ile çözdüğü, gerillaya dayalı bir yaşam
kurduğu açıktır. Halkın gerilladan en yoğun etkilendiği hususlar ise gerillanın
yaşam biçimi, oturuşu kalkışı diye özetlenecek hal ve hareketleri ve
düşünceleridir. Bu halk arasında söylencelere dönüşen gerilla hikayelerinden de
anlaşılmaktadır.
Gerillanın askeri ve silahlı bir örgütlenmenin dışında
oynadığı rolü tanımlayabilecek daha onlarca örnek veriyor gerilla komutanları.
Resmi olarak 1984 yılından bu yana Kürdistan dağlarında mücadele eden
eski adıyla ARGK (Arteşa Rızgariya Gele Kürdistan- Kürdistan Halk Kurtuluş
Ordusu) şimdiki adıyla HPG (Hezen Parastına Gel – Halk Savunma Güçleri-)
gerillaları açısından gerillanın çıkış gereklilikleri ve bu günkü misyonunun da
anlaşılması oldukça önemli.
Gerillaya dair yapılan yanlış ve niyetli
bazı tartışmaların bu konuları kavrayamamaktan da kaynaklı olduğu belirten HPG
Anakarargah Komutanı Nurettin Sofi neden silaha başvurulduğuna ve bugün
gerillanın nasıl bir rol oynadığını anlattı. Nurettin Sofi’ye göre Kürdistan’da
silaha başvurulduğu dönemden bu yana silahı bırakacak gereklilikte gelişme yok.
Ayrıca bu çerçevede yürütülen silahsızlanma tartışmasının da kesinlikle art
niyetli bir tartışma olduğuna, Kürt halkının Önderliğinin ve Kürt Özgürlük
hareketinin üzerinde geliştirilen yeni soykırım ve imha konseptinin bir gereği
olarak gündeme sokulduğuna dikkat çekiyor.
SİLAHLARI BIRAKACAK
GEREKLİLİKTE GELİŞME YOK
* Gerillanın anlaşılması açısından neden silahın
alındığının önemli olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Ve aslında anladığımız
kadarıyla da açılım ürecinden bu yana gerillanın silahları bırakması tartışması
karşısında tepkileriniz bunlar. Peki sizin ifade ettiğiniz noktaya bir göz
atarsak yani başa dönecek olursak neden silaha başvuruldu.
- Bir kere
Kürt halkının varlık sorunu var. Bu ontolojik bir sorun. 80 yıldır inkar edilen,
inkarın da ötesinde imha ile yüz yüze kalan, dili yasaklanan, kültürü yasaklanan
hatta yasaklanmanın da ötesinde egemen sistemin yayılma sahası olarak ele alınan
bir yaklaşım söz konusu. Bir nevi Türk kültürünü geliştirme açısından Kürt
kültürünü eritme temelinde gelişen bir yayılmacılık ve bir istilacılık mevcut.
Bu anlamda bir halkın yok olmayla karşı karşıya gelme durumu var. Silahsızlanma
tartışılacaksa önce bunların tartışılması gerekiyordu. Bunların, bu sorunların
giderilmesi gerekiyordu. Öncelikle bu zihniyetin silahsızlandırılması gerekiyor
ki silahlar susturulsun ya da silahlar olmasın.
Silaha işte bu sorunları
gidermek için başvuruldu. Bu anlamda şunu söylemek yanlış olmaz; düşüncelerimizi
ifade edebilmek düşüncelerimizi savunabilmek ve halkımıza ulaşabilmek için
kendimizi savunmak zorunda kaldık.
* Konuşmaya, sorunu tartışmaya olanak
bulamadık diyorsunuz.
- Elbette. Yani silaha el atılmasının nedeni silaha
çok aşık olunduğu için değil, silahlanmak istemi için değil, silaha
zorunluluklardan dolayı el atıldı. Ve bu giderek örneğin 12 eylül cuntası ile
birlikte saldırılar daha açık biçimde gelişip şiddetlenince savunmanın daha da
fazla gelişmesi gereği ortaya çıktı. 15 Ağustos eylemi de esasta budur. Bu bir
savunma eylemidir. Varlık sorumuzu gündeme getirebilme eylemidir. Bir halk dedik
ya imha ediliyor, inkar ediliyor, kabul görmüyor, her şeyi adeta yasaklanıyor.
Bunları dile getirirken ifade ederken bunları gidermeye çalışırken bize dönük
saldırılar vardır. Bu saldırılara karşı kendini savunmak için silaha el
atılmıştır.
Tekrar söyleyelim silahsızlandırma sorunu tartışılırken bir
neden silah alınmıştır iki ise öncelikle bunun gerekçeleri ortadan kaldırılmış
mıdır? Yani Kürt sorunu çözülmüş müdür? Esas sorulması gereken sorular
bunlardır. Yani kültürel sorunları, siyasal sorunlarını sosyal sorunlar
çözülmeden bu tartışmanın çok fazla anlamı yoktur.
* O zaman gelinen
aşamada Türkiye’de Kürtlerin hala kendini ifade etme konuşarak tartışarak sorunu
çözme olanağı yok. Böyle mi düşünüyorsunuz?
- Mesela, bugün Türkiye’de
Kürt siyaseti içerisinde en yumuşak bilinen hatta basının yakıştırmasıyla
kendisine ‘güvercin’ denilen Ahmet Türk var. Yaşça da oldukça ilerlemiş. Türkiye
toplumu nezlinde de olgun görülen, kabul gören bir siyasetçi. Ahmet Türk’ün bile
siyaset yapma olanağı elinden alınıyor. Diğer seçilmişler var. Belediye
başkanları gibi. Bunlar siyaset yapmak istiyor, kamu siyaseti yapmak istiyor.
Bunlar sadece yasaklanıyor, tutsak ediliyor, içeri atılıyor. Bu şartlarda sen en
kabul olanı, makul olanı siyaset dışı bırakıyorsun, seçilmişi siyasetin dışından
da atmanın ötesinde içeri atıyor tutukluyorsun. Ve bizden de silahlarımızı
bırakmamızı istiyorsun. Bunlar paradoks, bunlar çelişkidir. Yani tezat şeyler.
Bunun için silahsızlandırma konusu gündem dışı bir konudur. Tersini söyleyelim.
Bu yaklaşımlar bizi daha farklı arayışlara götürüyor.
* Son yaşanan
tutuklamalar siz de ne gibi sonuçlar yarattı?
- Elbette gelişmeleri adım
adım izliyor değerlendiriyoruz. Sen siyasetçilere bunu yapacaksın, seçilmişlere
bunu yapacaksın, bir halkın Önderliğini ölüm çukuruna atacaksın, adeta
yaşamaması için nefessiz bırakacaksın, Kürt gençlerine sokak ortalarında
yüzlerce polisi ile saldıracaksın, onlarca polis bir genci alıp tekme tokat alıp
ölümüne vuracak, analarımızı vuracaksınız, 7 yaşındaki çocukları yıllarca hapse
tıkayacaksın ve bizi de silahsızlandırmayı tartışacaksın. Bunlar olmaz. Türkiye
kamuoyu bunu iyi görecek. Bunlar çelişki. Burada iyi niyet yok. Bu yaklaşımlar
görüldükçe, bu yaklaşımlar böyle bu şekilde devam ettikçe biz HPG olarak
bırakalım silahsızlanmayı daha farklı biçim ve yöntemler bulmaya çalışacağız,
mücadelemizi daha güçlü geliştirebilmek için, Önderliğimizin halkımızın
savunmasını daha güçlü yapabilmek için bunun arayışları içinde
olacağız.
* Nasıl arayışlar?
- Biz 13 Nisandan bu yana resmi,
öncesinden ise fiili bir biçimde bir eylemsizlik içinde olduk. Eylemsizlik
aslında 13 Nisandan önce başladı. Newrozun daha sakin geçebilmesi için
Öderliğimizin çağırısıydı. Biz buna uyduk. Daha sonra seçimin daha rahat bir
ortamda gerçekleşmesi için örgütümüz bize çağrı yaptı. Biz buna da uyduk ve13
nisanda da eylemsizlik kararımızı resmileştirdik. O günden bu yana bu karara
uyduk. Şunu da söyleyelim daha da ileri bir adım atarak iyi niyetimizi göstermek
için dağdan arkadaşlarımızı gönderdik. Halkımız bu gerillaları nasıl karşıladı
ortada. Peki, Türkiye nasıl yaklaştı? Adeta terörize etti. Halkımızın barış
istemine karşı müthiş bir linç girişimi başlattı. Bu zihniyet inkar ve imha
zihniyeti farklı ve daha inceltilmiş bir biçimde sürdürülüyor. Bir de bunu
yalnızca biz söylemiyoruz. Genelkurmay bunu söylüyor, AKP söylüyor, bunu
muhalefeti söylüyor ve bunu birçok sözde aydın söylüyor. PKK nasıl tasfiye
edilir diyor? Konuyu böyle tartışıyorlar. Üçlü koordinasyon ABD Irak Türkiye
mekanizması deniyor. Bunlar toplanıyor. Buluştukları nokta nedir PKK’nin
tasfiyesidir. Bizim tasfiyemiz üzerinde yürütülen bir siyasete biz nasıl
güvenebiliriz.
DİRENİŞ HAZIRLIĞI İÇİNDEYİZ?
* Bu söyledikleriniz
bir direnişe hazırlandığınız anlamına mı geliyor?
- Kendileri açık
söylüyor herhangi muhatap almayacağız, bir ilişkilenme yaşamayacak ve ana eksene
tasfiyeyi hedef koyacağız diyor. Bu zihniyet var olmasına rağmen biz silah mı
bırakacağız. Bu mümkün değildir. Tersini söylemek daha doğru olur. Bu zihniyete
karşı amansız bir direniş içerisine girmek gerekiyor ve biz bunun hazırlığı
içindeyiz. Bizim bir varolma sorunumuz var. Bizim halkımızı koruma sorunumuz
var. Bizim dil kültür siyasal sosyal ve kendi yaşamımız koruma altına almak için
öz savunma sorunumuz var. Böyle bir güç kendisini silahsızlandıramaz bu şartlar
altında.
‘SORUN ÇÖZÜLSE BİLE GERİLLA VARLIĞINI SÜRDÜRECEK’
HPG
Ana Karargah Komutanı Nurettin Sofi’ye göre diğer önemli bir husus da gerilla
güçlerinin bu günkü rolü varlık nedeni ve hangi ihtiyaçlara göre mevzilendiği
hususu. Bu konuda yürüttüğümüz tartışmalarda sıklıkla gerillanın yalnızca bir
askeri kuvvet olmadığına dikkat çeken Sofi, Kürt sorununun çözümü gündeme
gelirse bile gerillanın varlığını sürdüreceğini belirtiyor. Gerilla Kürt
sorununun çözümü gerçekleşmiş olsa bile yöntem, tarz ve araçlardaki bazı
yenilikler temelinde Kürt toplumu içerisinde toplumsal öncülük rolünü oynamaya
devam ederek halka hizmeti sürdürecek.
Aslında Nurettin Sofi’nin bu
değerlendirmesi bu kadar açık bir biçimde ifade edilmemiş olsa da yeni bir
değerlendirme değil. PKK’nin kendi kaynaklarında da adına Kürt sorunun çözümü
denilen devrimsel süreç –gerilla bu süreci böyle tanımlamayı tercih ediyor-
sonrası asıl görevlerin ortaya çıkacağı, daha fazla mücadele ve daha fazla
çalışmanın bu süreçte gündeme geleceğine işaret ediliyor.
Bu süreçte
gerillanın oynadığı bu rolü toplum mühendisliği olarak tanımlayan Sofi,
gerillaların Kürdistan dağlarındaki geldiği düzeyin buna müsait olduğunu, zaten
bu rolün bugüne dek hep oynandığını ve bir bakıma Kürdistan dağlarında toplum
mühendislerinin yetiştirildiğini belirtiyor.
‘SAVAŞTIKLARI BU GERİLLA
GÜCÜNÜ HİÇ Mİ TANIMIYORLAR’
* Kürt sorununun çözüldüğünü varsayarsak bu
süreçten sonra gerillanın durumu ne olmalı?
- Aslında bir ciddiyetsizlik
sözkonusu. Biz öyle değiliz çünkü önemsiyoruz. Gelişmeleri kılı kırk yararcasına
izliyoruz. Çünkü yaptığımız işin sonuçlarını, bir halkı nasıl etkilediğini
biliyoruz. Ama bazı sözde aydınların yürüttüğü o tartışmalar bize seviyeli
gelmedi, gelmiyor. İşte “dağdan insinler, şu vakit insinler, indiklerinde onlara
şurada ev yapalım, yok orası olmaz da burada yer yapalım. Gelirlerse ne olacak.
Nasıl karşılanacaklar.” Yani gelişimiz çoktan kararlaşmış da nasıl geleceğimiz
nasıl karşılanacağımız ne olacağımız tartışılıyor. Biz Kürdistan dağlarımızı bin
tane metropole şehre değişir miyiz? Biz bu dağlara en önemlisi bu yaşam tarzına
ölümüne aşığız. Bu kadar kendinden geçme olabilir mi? Hiç mi savaştıkları bu
gerilla gücünü biraz tanımıyorlar. Bakın biz pek fazla konuşmuyoruz. Yorum
yapmak istemiyoruz. Aslında gerilla güçlerimiz kendini en iyi ifade edebilen,
tartışan değerlendirme yapabilen bir güçtür. Oldukça politik siyasal bir güçtür.
Ama biz de bir gelenek mi desek bir prensip mi desek. Biz pratiğimizle konuşan
bir gücüz. O açıdan biz konuşursak farklı konuşuruz ve biz konuşursak dünya
susar.
Sorunuza gelecek olursak; bir kere Kürt sorunun çözümü birçok
çevrenin de ifade ettiği gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleşecek bir süreç
değil. Bu adım adım, kendini kurumlaştırarak gelişecek. Bir de ortaya çıkan
çözümün kalıcılaşması lazım. Çözümün ortaya çıkardığı statünün belli bir süreç
korunması gerekecek. Bu süreçlerde de siyasal ve politik mücadele sürecek.
Halkımızın demokratik mücadelesi sürecek. ‘Kürdistani toplumsallık’ yani
demokratik komünalite inşa edilecek. Biliyorsunuz ki birçok dünya deneyiminden
de ortaya çıktı ki sorunun çözüldü dendiği yerde yeniden silahlar konuştu,
katliamlar gündeme geldi. Sonuç ne oldu? Bunlar devrimci hareketlerin
tasfiyesine yol açtı. Bu bakımdan işte böyle zaman içerisinde gelişecek Kürt
sorununun çözümü sürecinde gerillamız üzerine düşen rolü oynayacak.
*
Yani gerilla varlığını koruyacak…
- Elbette. Belki yöntem tarz ve
araçlarda değişikliğe gidecek, kendini restore edecek ama varlığını koruyacak.
Çünkü gerillanın üzerine düşen rol ve misyon olacak. Bir kere halkın savunmasını
gerçekleştirecek yine Kürt halkının kendi demokratik örgütlülüğünün kendi
toplumsallığının gelişiminde bir toplum mühendisi gibi rol oynayacak ve öncülük
edecek. Halka hizmet etmeye devam edecek. Bu yeni bir durum da değil gerillamız
kendisini ortaya çıkışından bu yana hep böyle hazırladı. Kürdistan dağlarında
yaşayan gerilla hep böylesi bir sürece hazır hale getirildi. Mesela şimdi
böyledir. PKK’deki bu kadar yoğun eğitim çalışmalarının bir nedeni de işte
budur. Gerilla her konuda ama her konuda kendini yetiştirmiş geliştirmiş bir
topluluktur.
YARIN: HPG Askeri Konsey Üyesi Şahin Cilo
ANF